Bilgilenme
hakkı ve askeri harcamalar!…
3
Haziran 2001
Nevzat Onaran
Bütçeden ayrılan harcamaların şeffaf olmaması
nedeniyle, bütçeyi inceleyerek ‘hangi hizmet veya mal alımı için
ne kadar harcama yapıldığını’ ortaya çıkarmak, bilgilenmek
mümkün değildir!
Harcamaların bilinmemesi sadece, örtülü ödenekle sınırlı
olmayıp, böylesine bilinmezlik şemsiyesiyle maskelenen/gizli
tutulan giderler konsolide bütçede önemli bir yekün tutuyor..
Yatırım, ücret ve maaş ödemeleriyle ilgili bütçenin
gider yapısı hakkında belli bir düzeyde bilgilenmek mümkünken,
böylesi bir durum özellikle devletin güvenliği perdesi altında
yapılan harcamalar için geçerli değildir!
Nitekim, bu kalemlerin başında da genel olarak askeri
harcamalar geliyor…
Bu konuda çelişkili olsa da, yakın dönemde bir gelişme
yaşandı…
Devlet Bakanı Kemal Derviş’in gerek imzaladığı IMF
Niyet Mektubu’nda gerekse sözlü açıklamalarında üzerinde
titizlikle durmaya çalıştığı, verilerin şeffaf olarak hazırlanacağı
espirisine uygun olarak bütçenin ‘diğer cari harcamalarının’
dağılımı konusunda belli bir ayrım mayıs ayı itibariyle
verilmeye başlandı.
Fakat çelişkili açıklamalar da yok değil…
2001 konsolide bütçe giderlerinin aylık gerçekleşmesinde,
diğer carinin ayrımı (yılın ilk dört ayında diğer cari
toplamı 619,2 trilyon olup, bunun 317 trilyonu Milli Savunma Bakanlığı,
geriye kalan da Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü
ile diğer arasında harcanmış) görmek mümkün. Ama 2001 yılı
harcama kalemleri itibariyle konsolide bütçenin aylık gerçekleşmesinde,
ise hiçbir şekilde, diğer carinin ayrımıyla ilgili bilgiye ulaşmak
mümkün değildir (470’lu kalemde savunma ve alım giderleri için
yapılan dört aylık harcama miktarı ise sadece 87 trilyondur).
Bakan Derviş’in şeffaflığının bu düzeyi, bütçenin
gider yapısını analizde yine yeterli değildir.
Resmi Gazete’de yayımlanan bütçe kanunları genellikle
300 sayfa civarında olup, bunun sadece 4-5 sayfası Milli Savunma
Bakanlığına ait olup, örneğin Kültür Bakanlığı Bütçesi içinse
8-10 sayfa ayrılmaktadır. Oysa Savunma Bakanlığı’nın toplam
konsolide bütçedeki payı yüzde 10,7 iken Kültür Bakanlığı
payı ise sadece yüzde 0,3’tür (2001 yılı bütçesi, ek bütçesi
de gündemde).
Bu da, ödenek kalemlerinin olabildiğince yoğunlaştırılmasından
kaynaklanıyor. Sadece ana kalemin ve bunun da kapalı bir tarzda yazılmasıyla,
bilgilenme engelleniyor, perdeleniyor.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Maliye Bölümünden
hocam Prof. Dr. Nihat Falay, kendilerinin de Meclis’te kabul
edilen bütçe kanunlarından tam olarak bilgilenmelerinin mümkün
olmadığını bir çok kere ifade etmiştir.
Bilgilenmedeki bu derece sınırlılık sadece, öğretim üyeleriyle
de sınırlı değildir. Bütçe kanunu tasarısını tartışan ve
oylamasına katılan milletvekilleri de aynı durumdadır.
Sema Pişkinsüt’ün TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
olduğu dönemde İstanbul Küçükköy Karakolu’nda falakayı
birlikte bulup, raporlaştıran İstanbul ANAP Milletvekili Emre
Kocaoğlu’da bütçede neyin nereye harcandığını bilmediğini,
bizzat grup toplantısında Maliye Bakanı Sümer Oral’a söylemiştir
(AA, 31 ekim 2000 ve 1 Kasım 2000 tarihli bazı gazeteler). Gündemde
2001 bütçesi olduğu için 4.8 katrilyonun ‘diğer cari
harcamalar’ olarak bütçelendirildiğini ve bunun da neleri içerdiğini
Maliye Bakanına sormuştur. Bakan Oral’da, şu yanıtı vermiştir.
“Diğer carinin harcamalarının 3,5 katrilyonu silah alımı için
ayrıldı."
Yani 48 katrilyonluk bütçede sırf 3,5 katrilyon lira
sadece silah alımı için, 12 katrilyonu da tüm ücret ve maaşlar
(ki bunun içine askeri personel de dahil) için ayrılıyor.
***
Bütçenin harcama yapısı hakkında bilgilenmek yetersiz
olunca, askeri harcamaların toplamının konsolide bütçedeki payı
da sürekli tartışılıyor…
Avrupa Birliği ülkelerinde askeri harcamaların ulusal
gelirde yüzde 3,5’ler düzeyinde olan oran, Türkiye’de yüzde
4,5 diye açıklanıyor, ama aslında yüzde 8,5’tir (ANAP Manisa
Milletvekili Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Radikal, 23 Nisan 2001,
yine Pakdemirli, TBMM konuşması, 8 Mayıs 2001). Gerçi, Genelkurmay Başkanlığı 2001 yılı (bizzat yaşadığım yıl) için
bu oranı yüzde 3,3 olarak açıkladı (Engin Ardıç, Star, 18 Mayıs
2001).
2001 yılı bütçe hesapları kesinleşmemiş ve halen içinde
yaşanılan yıl olması yönüyle dikkat çekicidir...
Oysa 1990’da ve ya 1995’te askeri harcamaların ne olduğunu
yazmak çok daha kolaydır.
Bu oranın büyüklüğü nedeniyle, birçok gelir kalemiyle
bu tür harcamalar karşılandığı için olsa gerek, temel
sorunlar kolaylıkla hemen güvenlik alanına sokularak, askerileştirilmektedir…
Askerileşen konu da tartışılmamaktadir…
CASA uçağıyla ilgili tartışmalar daha hala canlı…
Lookcheed vs…
***
Askeri harcamalarla ilgili bir hatırlatma…
Tanker uçağı alındı…
Gündemde havadan erken uyarı uçağı AWACS var.
Tanesi 375 milyon dolardan 4 tane alınması planı yapılıyor
ve Ankara’dan ABD’ye heyet gönderiliyor. Görüşmeler
sonucunda ihtiyacın 4 olması unutularak, satıcı firma fiyat kırıyor
ve 1,5 milyar dolara bu sefer 7 tane alınması planı yapılıyor.
Yani tanesinde 160 milyon dolarlık fiyat kırılıyor. (Melih Aşık,
Milliyet, 1 Nisan 2001).
İhtiyaç 4 iken, niye 7 tane alınıyor?
Bu soru, hiçbir yetkili tarafından yanıtlanmıyor…
***
Silah
harcamalarında bazı kısıtlamaların yapılacağının ve bazı
projelerin ertelendiğinin açıklandığı bu günlerde, IMF’ye
gizli görüşmelerde bu yönde bir söz verildiği, bunu
Yunanistan’ın açıkladığı yönündeki haberler de gündeme
getirildi, nisan ayında.
Hatırlarsanız IMF Türkiye Masası eski Şefi Cottarelli,
geçen yılın güz aylarında Antalya’daki bir toplantıda
ekonomik bütünlüğe göre silah alımı bütçesiyle ilgili bazı
açıklamalarda bulunmuştu. Ecevit, derhal Ankara’da bir demeç
vermiş, titrek sesiyle, “içişlerimize kimse karışamaz” zılgıtı
çekmişti.
Yine nisan ayı başında da, Yunanistan’ın askeri
harcamaları kısmayla ilgili bazı girişimlerde bulunduğu M. Ali
Birand tarafından CNN Türk’te bizzat gündeme getirildi ve
Yunanistan Savunma Bakanlığı da açıklamalar yaptı.
Yunanistan kendi içinde askeri harcamalarını kısmakla
ilgili basına sızdırdığı bir haber, Hürriyet’te logo üstü
sür manşet oldu. Haberde, IMF’nin Türkiye ile yaptığı bazı
görüşmelerin yine IMF yetkilileri tarafından Yunanistan’a sızdırıldığı
iddiası üzerine, Yunanistan’ın böylesi bir karar aldığı yazılıyordu.
Böylece şubat krizi anaforunda ‘içeriye’ yönelik bir
‘psikolojik mesaj’ verildi.
Oysa geçen yılın ortalarından itibaren IMF ile bütçe
ile ilgili yapılan tartışmalarda gündeme gelen askeri harcamalar
konusu, Devlet Bakanı Recep Önal ve Merkez Bankası Başkanı Gazi
Erçel imzalı 18 Aralık 2000 tarihli niyet mektubunda kaleme alınmıştı.
Nasıl mı?
Toplam 62 maddeli olan mektubun 15’inci maddesinin 4’üncü
alt maddesinde, “Son olarak, GSMH’nın yüzde 0,3’ü oranındaki
bir tasarruf, bütçe kanunun 53’üncü maddesi kapsamındaki diğer
cari harcamaların kısılması ile sağlanacaktır.”
Silah harcamalarındaki kısıtlama böyle, kaleme alınıyordu.
Ecevit’in kulağı çınlasın…
***
Amerika’dan gelip bakanlık koltuğuna nasıl oturduğuyla
ilgili hayli bilgilenme imkanı bulduğumuz (Dünya Bankası Başkanı
James Wolfenshon, Hürriyet 27 Nisan 2001 ve 4 Mayıs 2001, Koç
Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, AA 20 Mayıs 2001, Hürriyet
ve Yeni Şafak 21 Mayıs 2001) Devlet Bakanı Kemal Derviş’de
kendisi gibi 36 bakanın lideri olan Ecevit’ten geri kalmadı.
“IMF’yi askeri harcama işine sokmadık” (Hürriyet, 26
Nisan 2001)
Derviş’in bu demecinin mürekkebi kurumadan 3 Mayıs 2001
tarihinde imzalayıp IMF’ye verdiği ‘mektup’ta askeri
harcamalarda kısıntıya gideceğini yazdı.
Mektubun 31’inci maddesinin ikinci paragrafında şu satırlar
yer alıyor:
“Aralık 2000 Niyet Mektubu’nda belirtildiği üzere Bütçe
Kanunu’nun 53’üncü maddesi ile kapsanan ‘diğer cari
harcamalar’ kaleminde bütçe uygulaması sırasında yapılacak
kesintilerle GSMH’nın yüzde 0,3’ü kadar tasarruf sağlanacaktır.”
Yani Derviş’de 18 Aralık 2001 tarihli Niyet Muktubu’nda
olduğu gibi askeri harcamalarda tasarrufa gidileceğini teyit
etmektedir.
***
Genelkurmay Başkanılığı da, kısa, orta ve uzun vadeli
olan 19,5 milyar dolarlık 32 projeyi, ekonomik kriz gerekçesiyle
ertelediğini açıkladı (gazeteler 12 Nisan 2001)
***
Maliyede bütçenin tekliği, şeffaflığı gibi ders olarak
okutulan ve anlatılanlar sadece bir ders notu, çünkü, Türkiye’nin
bütçe gerçeğine pek de uymadığı için bu tür tartışmalar
da hiç eksik olmuyor.
Bireyin, hatta bütçenin görüşülmesine katılan
milletvekillerinin de ‘bilgisiz’ olmaları, konunun vehametini
en çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Devletin gelirinin oluşumunu sağlayan yani vergi veren
bireyin, haber alma/bilgilenme hakkı gereği neyin nereye harcandığını
bilme hakkı vardır.
Hatta günümüz dünyasıyla ilgili bir sürü tanımlamalar
da yapılıyor, birisi de, size ulaşma imkanı sağlayan
‘internet çağı’ gibi…
Tüm bu tanımlamalara rağmen bugün ‘bilgilenme hakkı’nın,
mevcut ekonomik ve siyasal sistemde yaşam bulmaması, hukukun
devleti bireye karşı korumak için varolduğunun bir başka somut
göstergesidir.
Devleti, vatandaşına koruyan hukuk da!..