İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

Bilgilenme hakkı ve askeri harcamalar!…

3 Haziran 2001

Nevzat Onaran

            Bütçeden ayrılan harcamaların şeffaf olmaması nedeniyle, bütçeyi inceleyerek ‘hangi hizmet veya mal alımı için ne kadar harcama yapıldığını’ ortaya çıkarmak, bilgilenmek mümkün değildir!

            Harcamaların bilinmemesi sadece, örtülü ödenekle sınırlı olmayıp, böylesine bilinmezlik şemsiyesiyle maskelenen/gizli tutulan giderler konsolide bütçede önemli bir yekün tutuyor..

            Yatırım, ücret ve maaş ödemeleriyle ilgili bütçenin gider yapısı hakkında belli bir düzeyde bilgilenmek mümkünken, böylesi bir durum özellikle devletin güvenliği perdesi altında yapılan harcamalar için geçerli değildir!

            Nitekim, bu kalemlerin başında da genel olarak askeri harcamalar geliyor…

            Bu konuda çelişkili olsa da, yakın dönemde bir gelişme yaşandı…

            Devlet Bakanı Kemal Derviş’in gerek imzaladığı IMF Niyet Mektubu’nda gerekse sözlü açıklamalarında üzerinde titizlikle durmaya çalıştığı, verilerin şeffaf olarak hazırlanacağı espirisine uygun olarak bütçenin ‘diğer cari harcamalarının’ dağılımı konusunda belli bir ayrım mayıs ayı itibariyle verilmeye başlandı.

            Fakat çelişkili açıklamalar da yok değil…

            2001 konsolide bütçe giderlerinin aylık gerçekleşmesinde, diğer carinin ayrımı (yılın ilk dört ayında diğer cari toplamı 619,2 trilyon olup, bunun 317 trilyonu Milli Savunma Bakanlığı, geriye kalan da Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü ile diğer arasında harcanmış) görmek mümkün. Ama 2001 yılı harcama kalemleri itibariyle konsolide bütçenin aylık gerçekleşmesinde, ise hiçbir şekilde, diğer carinin ayrımıyla ilgili bilgiye ulaşmak mümkün değildir (470’lu kalemde savunma ve alım giderleri için yapılan dört aylık harcama miktarı ise sadece 87 trilyondur).

            Bakan Derviş’in şeffaflığının bu düzeyi, bütçenin gider yapısını analizde yine yeterli değildir.

            Resmi Gazete’de yayımlanan bütçe kanunları genellikle 300 sayfa civarında olup, bunun sadece 4-5 sayfası Milli Savunma Bakanlığına ait olup, örneğin Kültür Bakanlığı Bütçesi içinse 8-10 sayfa ayrılmaktadır. Oysa Savunma Bakanlığı’nın toplam konsolide bütçedeki payı yüzde 10,7 iken Kültür Bakanlığı payı ise sadece yüzde 0,3’tür (2001 yılı bütçesi, ek bütçesi de gündemde).

            Bu da, ödenek kalemlerinin olabildiğince yoğunlaştırılmasından kaynaklanıyor. Sadece ana kalemin ve bunun da kapalı bir tarzda yazılmasıyla, bilgilenme engelleniyor, perdeleniyor.

            İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Maliye Bölümünden hocam Prof. Dr. Nihat Falay, kendilerinin de Meclis’te kabul edilen bütçe kanunlarından tam olarak bilgilenmelerinin mümkün olmadığını bir çok kere ifade etmiştir.

            Bilgilenmedeki bu derece sınırlılık sadece, öğretim üyeleriyle de sınırlı değildir. Bütçe kanunu tasarısını tartışan ve oylamasına katılan milletvekilleri de aynı durumdadır.

            Sema Pişkinsüt’ün TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olduğu dönemde İstanbul Küçükköy Karakolu’nda falakayı birlikte bulup, raporlaştıran İstanbul ANAP Milletvekili Emre Kocaoğlu’da bütçede neyin nereye harcandığını bilmediğini, bizzat grup toplantısında Maliye Bakanı Sümer Oral’a söylemiştir (AA, 31 ekim 2000 ve 1 Kasım 2000 tarihli bazı gazeteler). Gündemde 2001 bütçesi olduğu için 4.8 katrilyonun ‘diğer cari harcamalar’ olarak bütçelendirildiğini ve bunun da neleri içerdiğini Maliye Bakanına sormuştur. Bakan Oral’da, şu yanıtı vermiştir. “Diğer carinin harcamalarının 3,5 katrilyonu silah alımı için ayrıldı."

            Yani 48 katrilyonluk bütçede sırf 3,5 katrilyon lira sadece silah alımı için, 12 katrilyonu da tüm ücret ve maaşlar (ki bunun içine askeri personel de dahil) için ayrılıyor.

            ***

            Bütçenin harcama yapısı hakkında bilgilenmek yetersiz olunca, askeri harcamaların toplamının konsolide bütçedeki payı da sürekli tartışılıyor…

            Avrupa Birliği ülkelerinde askeri harcamaların ulusal gelirde yüzde 3,5’ler düzeyinde olan oran, Türkiye’de yüzde 4,5 diye açıklanıyor, ama aslında yüzde 8,5’tir (ANAP Manisa Milletvekili Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Radikal, 23 Nisan 2001, yine Pakdemirli, TBMM konuşması, 8 Mayıs 2001). Gerçi, Genelkurmay Başkanlığı 2001 yılı (bizzat yaşadığım yıl) için bu oranı yüzde 3,3 olarak açıkladı (Engin Ardıç, Star, 18 Mayıs 2001).

            2001 yılı bütçe hesapları kesinleşmemiş ve halen içinde yaşanılan yıl olması yönüyle dikkat çekicidir...

            Oysa 1990’da ve ya 1995’te askeri harcamaların ne olduğunu yazmak çok daha kolaydır.

            Bu oranın büyüklüğü nedeniyle, birçok gelir kalemiyle bu tür harcamalar karşılandığı için olsa gerek, temel sorunlar kolaylıkla hemen güvenlik alanına sokularak, askerileştirilmektedir…

            Askerileşen konu da tartışılmamaktadir…

            CASA uçağıyla ilgili tartışmalar daha hala canlı…

            Lookcheed vs…

            ***  

            Askeri harcamalarla ilgili bir hatırlatma…

            Tanker uçağı alındı…

            Gündemde havadan erken uyarı uçağı AWACS var.

            Tanesi 375 milyon dolardan 4 tane alınması planı yapılıyor ve Ankara’dan ABD’ye heyet gönderiliyor. Görüşmeler sonucunda ihtiyacın 4 olması unutularak, satıcı firma fiyat kırıyor ve 1,5 milyar dolara bu sefer 7 tane alınması planı yapılıyor. Yani tanesinde 160 milyon dolarlık fiyat kırılıyor. (Melih Aşık, Milliyet, 1 Nisan 2001).

            İhtiyaç 4 iken, niye 7 tane alınıyor?

            Bu soru, hiçbir yetkili tarafından yanıtlanmıyor…

            ***

Silah harcamalarında bazı kısıtlamaların yapılacağının ve bazı projelerin ertelendiğinin açıklandığı bu günlerde, IMF’ye gizli görüşmelerde bu yönde bir söz verildiği, bunu Yunanistan’ın açıkladığı yönündeki haberler de gündeme getirildi, nisan ayında.

             Hatırlarsanız IMF Türkiye Masası eski Şefi Cottarelli, geçen yılın güz aylarında Antalya’daki bir toplantıda ekonomik bütünlüğe göre silah alımı bütçesiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmuştu. Ecevit, derhal Ankara’da bir demeç vermiş, titrek sesiyle, “içişlerimize kimse karışamaz” zılgıtı çekmişti.

            Yine nisan ayı başında da, Yunanistan’ın askeri harcamaları kısmayla ilgili bazı girişimlerde bulunduğu M. Ali Birand tarafından CNN Türk’te bizzat gündeme getirildi ve Yunanistan Savunma Bakanlığı da açıklamalar yaptı.

            Yunanistan kendi içinde askeri harcamalarını kısmakla ilgili basına sızdırdığı bir haber, Hürriyet’te logo üstü sür manşet oldu. Haberde, IMF’nin Türkiye ile yaptığı bazı görüşmelerin yine IMF yetkilileri tarafından Yunanistan’a sızdırıldığı iddiası üzerine, Yunanistan’ın böylesi bir karar aldığı yazılıyordu. Böylece şubat krizi anaforunda ‘içeriye’ yönelik bir ‘psikolojik mesaj’ verildi.

            Oysa geçen yılın ortalarından itibaren IMF ile bütçe ile ilgili yapılan tartışmalarda gündeme gelen askeri harcamalar konusu, Devlet Bakanı Recep Önal ve Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel imzalı 18 Aralık 2000 tarihli niyet mektubunda kaleme alınmıştı.

            Nasıl mı?

            Toplam 62 maddeli olan mektubun 15’inci maddesinin 4’üncü alt maddesinde, “Son olarak, GSMH’nın yüzde 0,3’ü oranındaki bir tasarruf, bütçe kanunun 53’üncü maddesi kapsamındaki diğer cari harcamaların kısılması ile sağlanacaktır.”

            Silah harcamalarındaki kısıtlama böyle, kaleme alınıyordu.

            Ecevit’in kulağı çınlasın…

            ***

            Amerika’dan gelip bakanlık koltuğuna nasıl oturduğuyla ilgili hayli bilgilenme imkanı bulduğumuz (Dünya Bankası Başkanı James Wolfenshon, Hürriyet 27 Nisan 2001 ve 4 Mayıs 2001, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, AA 20 Mayıs 2001, Hürriyet ve Yeni Şafak 21 Mayıs 2001) Devlet Bakanı Kemal Derviş’de kendisi gibi 36 bakanın lideri olan Ecevit’ten geri kalmadı.

            “IMF’yi askeri harcama işine sokmadık” (Hürriyet, 26 Nisan 2001)

            Derviş’in bu demecinin mürekkebi kurumadan 3 Mayıs 2001 tarihinde imzalayıp IMF’ye verdiği ‘mektup’ta askeri harcamalarda kısıntıya gideceğini yazdı.

            Mektubun 31’inci maddesinin ikinci paragrafında şu satırlar yer alıyor:

            “Aralık 2000 Niyet Mektubu’nda belirtildiği üzere Bütçe Kanunu’nun 53’üncü maddesi ile kapsanan ‘diğer cari harcamalar’ kaleminde bütçe uygulaması sırasında yapılacak kesintilerle GSMH’nın yüzde 0,3’ü kadar tasarruf sağlanacaktır.”

            Yani Derviş’de 18 Aralık 2001 tarihli Niyet Muktubu’nda olduğu gibi askeri harcamalarda tasarrufa gidileceğini teyit etmektedir.

            ***

            Genelkurmay Başkanılığı da, kısa, orta ve uzun vadeli olan 19,5 milyar dolarlık 32 projeyi, ekonomik kriz gerekçesiyle ertelediğini açıkladı (gazeteler 12 Nisan 2001)

            ***

            Maliyede bütçenin tekliği, şeffaflığı gibi ders olarak okutulan ve anlatılanlar sadece bir ders notu, çünkü, Türkiye’nin bütçe gerçeğine pek de uymadığı için bu tür tartışmalar da hiç eksik olmuyor.

            Bireyin, hatta bütçenin görüşülmesine katılan milletvekillerinin de ‘bilgisiz’ olmaları, konunun vehametini en çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

            Devletin gelirinin oluşumunu sağlayan yani vergi veren bireyin, haber alma/bilgilenme hakkı gereği neyin nereye harcandığını bilme hakkı vardır.

            Hatta günümüz dünyasıyla ilgili bir sürü tanımlamalar da yapılıyor, birisi de, size ulaşma imkanı sağlayan ‘internet çağı’ gibi…

            Tüm bu tanımlamalara rağmen bugün ‘bilgilenme hakkı’nın, mevcut ekonomik ve siyasal sistemde yaşam bulmaması, hukukun devleti bireye karşı korumak için varolduğunun bir başka somut göstergesidir.

            Devleti, vatandaşına koruyan hukuk da!..

 

Ana Sayfa

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup