Vergiyi
Ödeyenin Bilgilenme Hakkı ve Askeri Harcamalar
Devletin bütçeden yaptığı harcamaların şeffaf
olmaması nedeniyle, bütçeyi inceleyerek ‘neye, ne kadar harcama
yapıldığını’ ortaya çıkarmak, bilgilenmek mümkün
değildir!
Harcamaların bilinmemesi sadece, örtülü ödenekle ilgili
giderlerle sınırlı olmayıp, konsolide bütçede önemli bir yekün
tutuyor.
Üretimi artırmaya yönelik ve sosyal yatırım olarak
tanımlanacak giderlerle, ücret ve maaş harcamalarıyla ilgili bütçenin
gider yapısı hakkında bilgilenmek mümkünken, böyle bir durum
devletin güvenliği maskesi altında yapılan harcamalar için geçerli
değildir!
Nitekim, bu kalemlerin başında da genel olarak askeri
harcamalar geliyor.
Resmi Gazete’de yayımlanan bütçe kanunları genellikle
300 sayfa civarında olup, bunun sadece 4-5 sayfası Milli Savunma
Bakanlığı’na ait olup, örneğin Kültür Bakanlığı Bütçesi
için 8-10 sayfa ayrılmaktadır. Oysa Savunma Bakanlığı’nın
toplam konsolide bütçedeki payı yüzde 10.7 iken Kültür
Bakanlığı payı ise sadece yüzde 0.3’tür (bugünlerde ek bütçesi
hazırlanan 2001 yılı ilk bütçesi).
Bu da, harcama kalemlerinin olabildiğince
yoğunlaştırılmasından kaynaklanıyor. Sadece ana kalemin ve
bunun da kapalı bir tarzda yazılmasıyla, bilgilenme engelleniyor,
perdeleniyor.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Maliye Bölümünden
hocam Prof. Dr. Nihat Falay, kendilerinin de Meclis’te kabul
edilen bütçe kanunlarından tam olarak bilgilenmelerin mümkün
olmadığını birçok kere ifade etmiştir.
Bilgilenmedeki bu derece sınırlılık sadece, öğretim üyeleriyle
de sınırlı değildir. Bütçe kanunu tasarısını tartışan ve
oylamasına katılan milletvekilleri de aynı durumdadır.
Sema Pişkinsüt’ün TBMM İnsan Hakları Komisyonu
başkanı olduğu sırada İstanbul Küçükkçöy Karakolu’nda
falakayı birlikte bulup, raporlaştıran İstanbul ANAP
Milletvekili Emre Kocaoğlu da, bütçede neyin nereye
harcandığını bilmediğini, bizzat grup toplantısında Maliye
Bakanı Sümer Oral’a söylemiştir ( AA, 31 Ekim 2000 ve 1 Kasım
2000 tarihli bazı gazeteler ). Gündemde 2001 bütçesi olduğu için
4,8 katrilyonun ‘diğer cari harcamalar’ olarak bütçelendirildiğini
ve bunun da neleri içerdiğini Maliye Bakanına sormuştur. Bakan
Oral da, şu yanıtı vermiştir: “Diğer carinin harcamalarının
3,5 katrilyonu silah alımı için ayrıldı.”
Yani 48 katrilyonluk bütçede 3,5 katrilyon lira sadece
silah alımı için, 12 katrilyonu da tüm ücret ve maaşlar (ki
bunun içinde askeri personel de dahil) için ayrılıyor.
*
* *
Silah alımıyla ilgili bir hatırlatma…
Tanker uçağı alındı…
Gündemde havadan erken uyarı uçağı AWACS var.
Tanesi 375 milyon dolardan 4 tane alınması planı
yapılıyor ve ABD’ye gidiliyor. Görüşmeler sonucunda
ihtiyacın 4 olması unutularak, 1.5 milyar dolara bu sefer 7 tane
alınması planı yapılıyor. Yani tanesinde 160 milyon dolarlık
fiyat kırılıyor. (Melih Aşık, Milliyet, 1 Nisan 2000)
İhtiyaç 4 iken, niye 7 tane alınıyor?
Bu soru, hiçbir yetkili tarafından yanıtlanmıyor.
*
* *
Silah
harcamalarında bazı kısıtlamaların yapılacağının ve bazı
projelerin ertelendiğinin açıklandığı bu günlerde, IMF’ye
gizli görüşmelerde bu yönde bir söz verildiği, bunu
Yunanistan’ın açıkladığı yönündeki haberler de gündeme
getirildi.
Hatırlarsanız IMF Türkiye Masası Şefi (ki bugünlerde görevini
devredecek) Cottarelli,
güz
aylarında Antalya’daki bir toplantıda ekonomik bütünlüğe göre
silah alımı bütçesiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmuştu.
Ecevit, derhal Ankara’da bir demeç vermiş, titrek sesiyle, “İçişlerimize
kimse karışamaz” zılgıtı çekmişti.
Geçen haftalarda da, Yunanistan’ın askeri harcamaları
kısmasıyla ilgili bazı girişimlerde bulunduğu M: Ali Birand
tarafından CNN Türk’te bizzat gündeme getirildi ve Yunanistan
Savunma Bakanlığı da açıklamalar yaptı.
Yunanistan kendi içinde askeri harcamalarını kısmakla
ilgili basına sızdırdığı bir haber, Hürriyet’te logo üstü
sür manşet oldu. Haberde, IMF’nin Türkiye ile yaptığı bazı
görüşmelerin Yunanistan’a sızdırılması üzerine,
Yunanistan’ın böylesi bir karar aldığı yazılıyordu. Böylece
şubat krizi anaforunda ‘içeriye’ yönelik bir ‘psikolojik
mesaj’ verilmesi amaçlanıyordu.
Oysa geçen yılın ortalarından itibaren IMF ile bütçe
ile ilgili yapılan tartışmalarda gündeme gelen silah alımıyla
ilgili harcamalar konusu, Devlet Bakanı Recep Önal ve Merkez
Bankası Başkanı Gazi Erçel imzalı 18 Aralık 2000 tarihli niyet
mektubunda kaleme alınmıştı.
Nasıl mı?
Toplam 62 maddeli olan mektubun 15’inci maddesinin 4’üncü
alt maddesinde, “Son olarak, GSMH’nın yüzde 0,3’ü
oranındaki bir tasarruf, bütçe kanunun 53’üncü maddesi
kapsamındaki diğer cari harcamaların kısılması ile
sağlanacaktır.”
Silah harcamalarındaki kısıtlama böyle, kaleme
alınıyordu.
Ecevit’in kulağı çınlasın…
Maliyede bütçenin tekliği, şeffaflığı gibi okutulan ve
anlatılanlar sadece bir ders notu. Türkiye’nin bütçe gerçeğine
pek de uymadığı için bu tür tartışmalar da hiç eksik
olmuyor.
Bireyin, hatta bütçenin görüşülmesine katılan
milletvekillerinin de ‘bilgisiz’ olmaları, konunun vehametini
en çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Kaynağı sağlayan yani vergi veren bireyin, haber alma yani
bilgilenme hakkı gereği neyin nereye harcandığını bilgilenme
hakkı vardır.
Oysa günümüzle ilgili bir sürü tanımlamalar da
yapılıyor, birisi de, size ulaşma imkanı sağlayan ‘internet
çağı’ gibi…
Tüm bu tanımlamalara rağmen bugün ‘bilgilenme
hakkı’nın, mevcut ekonomik ve siyasal sistemde yaşam
bulmaması, hukukun, bireye karşı devleti korumak için
varolduğunun bir başka somut göstergesidir.
Devleti, vatandaşına koruyan hukuk da!..
15/
Nisan / 2001
NEVZAT
ONARAN