İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

Vergiyi Ödeyenin Bilgilenme Hakkı ve Askeri Harcamalar

             Devletin bütçeden yaptığı harcamaların şeffaf olmaması nedeniyle, bütçeyi inceleyerek ‘neye, ne kadar harcama yapıldığını’ ortaya çıkarmak, bilgilenmek mümkün değildir!

            Harcamaların bilinmemesi sadece, örtülü ödenekle ilgili giderlerle sınırlı olmayıp, konsolide bütçede önemli bir yekün tutuyor.

            Üretimi artırmaya yönelik ve sosyal yatırım olarak tanımlanacak giderlerle, ücret ve maaş harcamalarıyla ilgili bütçenin gider yapısı hakkında bilgilenmek mümkünken, böyle bir durum devletin güvenliği maskesi altında yapılan harcamalar için geçerli değildir!

            Nitekim, bu kalemlerin başında da genel olarak askeri harcamalar geliyor.

            Resmi Gazete’de yayımlanan bütçe kanunları genellikle 300 sayfa civarında olup, bunun sadece 4-5 sayfası Milli Savunma Bakanlığı’na ait olup, örneğin Kültür Bakanlığı Bütçesi için 8-10 sayfa ayrılmaktadır. Oysa Savunma Bakanlığı’nın toplam konsolide bütçedeki payı yüzde 10.7 iken Kültür Bakanlığı payı ise sadece yüzde 0.3’tür (bugünlerde ek bütçesi hazırlanan 2001 yılı ilk bütçesi).

            Bu da, harcama kalemlerinin olabildiğince yoğunlaştırılmasından kaynaklanıyor. Sadece ana kalemin ve bunun da kapalı bir tarzda yazılmasıyla, bilgilenme engelleniyor, perdeleniyor.

            İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Maliye Bölümünden hocam Prof. Dr. Nihat Falay, kendilerinin de Meclis’te kabul edilen bütçe kanunlarından tam olarak bilgilenmelerin mümkün olmadığını birçok kere ifade etmiştir.

            Bilgilenmedeki bu derece sınırlılık sadece, öğretim üyeleriyle de sınırlı değildir. Bütçe kanunu tasarısını tartışan ve oylamasına katılan milletvekilleri de aynı durumdadır.

            Sema Pişkinsüt’ün TBMM İnsan Hakları Komisyonu başkanı olduğu sırada İstanbul Küçükkçöy Karakolu’nda falakayı birlikte bulup, raporlaştıran İstanbul ANAP Milletvekili Emre Kocaoğlu da, bütçede neyin nereye harcandığını bilmediğini, bizzat grup toplantısında Maliye Bakanı Sümer Oral’a söylemiştir ( AA, 31 Ekim 2000 ve 1 Kasım 2000 tarihli bazı gazeteler ). Gündemde 2001 bütçesi olduğu için 4,8 katrilyonun ‘diğer cari harcamalar’ olarak bütçelendirildiğini ve bunun da neleri içerdiğini Maliye Bakanına sormuştur. Bakan Oral da, şu yanıtı vermiştir: “Diğer carinin harcamalarının 3,5 katrilyonu silah alımı için ayrıldı.”

            Yani 48 katrilyonluk bütçede 3,5 katrilyon lira sadece silah alımı için, 12 katrilyonu da tüm ücret ve maaşlar (ki bunun içinde askeri personel de dahil) için ayrılıyor.

* * *

            Silah alımıyla ilgili bir hatırlatma…

            Tanker uçağı alındı…

            Gündemde havadan erken uyarı uçağı AWACS var.

            Tanesi 375 milyon dolardan 4 tane alınması planı yapılıyor ve ABD’ye gidiliyor. Görüşmeler sonucunda ihtiyacın 4 olması unutularak, 1.5 milyar dolara bu sefer 7 tane alınması planı yapılıyor. Yani tanesinde 160 milyon dolarlık fiyat kırılıyor. (Melih Aşık, Milliyet, 1 Nisan 2000)

            İhtiyaç 4 iken, niye 7 tane alınıyor?

            Bu soru, hiçbir yetkili tarafından yanıtlanmıyor.

* * *

Silah harcamalarında bazı kısıtlamaların yapılacağının ve bazı projelerin ertelendiğinin açıklandığı bu günlerde, IMF’ye gizli görüşmelerde bu yönde bir söz verildiği, bunu Yunanistan’ın açıkladığı yönündeki haberler de gündeme getirildi.

            Hatırlarsanız IMF Türkiye Masası Şefi (ki bugünlerde görevini devredecek) Cottarelli,

güz aylarında Antalya’daki bir toplantıda ekonomik bütünlüğe göre silah alımı bütçesiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmuştu. Ecevit, derhal Ankara’da bir demeç vermiş, titrek sesiyle, “İçişlerimize kimse karışamaz” zılgıtı çekmişti.

            Geçen haftalarda da, Yunanistan’ın askeri harcamaları kısmasıyla ilgili bazı girişimlerde bulunduğu M: Ali Birand tarafından CNN Türk’te bizzat gündeme getirildi ve Yunanistan Savunma Bakanlığı da açıklamalar yaptı.

            Yunanistan kendi içinde askeri harcamalarını kısmakla ilgili basına sızdırdığı bir haber, Hürriyet’te logo üstü sür manşet oldu. Haberde, IMF’nin Türkiye ile yaptığı bazı görüşmelerin Yunanistan’a sızdırılması üzerine, Yunanistan’ın böylesi bir karar aldığı yazılıyordu. Böylece şubat krizi anaforunda ‘içeriye’ yönelik bir ‘psikolojik mesaj’ verilmesi amaçlanıyordu.

            Oysa geçen yılın ortalarından itibaren IMF ile bütçe ile ilgili yapılan tartışmalarda gündeme gelen silah alımıyla ilgili harcamalar konusu, Devlet Bakanı Recep Önal ve Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel imzalı 18 Aralık 2000 tarihli niyet mektubunda kaleme alınmıştı.

            Nasıl mı?

            Toplam 62 maddeli olan mektubun 15’inci maddesinin 4’üncü alt maddesinde, “Son olarak, GSMH’nın yüzde 0,3’ü oranındaki bir tasarruf, bütçe kanunun 53’üncü maddesi kapsamındaki diğer cari harcamaların kısılması ile sağlanacaktır.”

            Silah harcamalarındaki kısıtlama böyle, kaleme alınıyordu.

            Ecevit’in kulağı çınlasın…

            Maliyede bütçenin tekliği, şeffaflığı gibi okutulan ve anlatılanlar sadece bir ders notu. Türkiye’nin bütçe gerçeğine pek de uymadığı için bu tür tartışmalar da hiç eksik olmuyor.

            Bireyin, hatta bütçenin görüşülmesine katılan milletvekillerinin de ‘bilgisiz’ olmaları, konunun vehametini en çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

            Kaynağı sağlayan yani vergi veren bireyin, haber alma yani bilgilenme hakkı gereği neyin nereye harcandığını bilgilenme hakkı vardır.

            Oysa günümüzle ilgili bir sürü tanımlamalar da yapılıyor, birisi de, size ulaşma imkanı sağlayan ‘internet çağı’ gibi…

            Tüm bu tanımlamalara rağmen bugün ‘bilgilenme hakkı’nın, mevcut ekonomik ve siyasal sistemde yaşam bulmaması, hukukun, bireye karşı devleti korumak için varolduğunun bir başka somut göstergesidir.

            Devleti, vatandaşına koruyan hukuk da!..  

 

15/ Nisan / 2001

NEVZAT ONARAN

 

Ana Sayfa

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup