İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

Üniversiteden Manifesto

Üniversiteler, ülkelerin beynidir derler. Bizim beynimizin "dumura uğradığını" ise çoktan beri herkes söylüyor. Geçtiğimiz ayda bu üniversitelerimizin rektörleri  "ayaklanarak" Ankara'nın yolunu tuttular ve  hem üniversiteleri için hem yarım ağızla da olsa öğretim üyeleri için para talep ettiler. Döner sermaye üzerine başlayan tartışma ise yükü, tartışmanın doğrudan bir tarafı olmayan öğrencilere yıkarak kapatılmış gibi gözüküyor. Öğrenciler 650 Dolar ödeyerek "özel" öğretim elemanı tutacak; böylece öğretim elemanları para, öğrenciler de diploma alacak.

Bu koşullarda  Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES)'nın, kamuoyuna sunduğu 10 maddelik bildirge özel önem taşıyor ve hem sürekli gündemde tutulması hem de izlenmesi gerekiyor.

ÖES Üyesi Öğretim Elemanlarının Bildirgesi 

1- Şimdiye kadar öğretim elemanlarının sorunlarına pek duyarlılık göstermeyen rektörlerin dahi üniversite personelinin maddi yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebiyle ortaya çıkması, durumun vahimiyetinin açık kanıtıdır. Ama bu ülkede emeğiyle geçinenlerin hak taleplerine kulak vermeyen, yalnız kendisi için “ayaklanan” bir üniversite, hem toplumdan yeterli desteği görmeyecek hem de sorunun kaynakları doğru saptanamayacaktır. 

2- Bizler uzun yılların çabasıyla kamu kaynaklarını kullanarak yetiştik. Şartlar ne olursa olsun kamu üniversitelerini terk etmemeye kararlıyız. Talebimiz devletten, sermayeden, dinden bağımsız özgür akademisyen kimliğimizi koruyarak mesleğimizi yürütmektir.

3- Bunun için emeğimizin karşılığı olan hak ettiğimiz ücreti alma çabasındayız. ÖES olarak KESK’in şemsiyesi altında grevli, toplusözleşmeli sendika mücadelesi veriyoruz. Ancak bu amaca ulaşınca hiç kimseye minnet duymadan hakkımız olan insanca bir yaşam düzeyine kavuşacağımıza inanıyoruz.

4- Ülkemizde yirmi yılı aşkın süredir uygulanan neoliberal politikalar, bu politikaları dayatan IMF ve DB ile ülkeyi yönetemeyen hükümetler, gerek yaşadığımız ekonomik krizlerin, gerekse öğretim elemanlarının gittikçe bozulan yaşam koşullarının baş sorumlusudur. Bu nedenle sendikamızın tüm üyeleri gelecek ders yılından başlayarak derslerinin ilk on dakikasını bu politikaları teşhire ayıracak, eylemimizin dozu koşullara göre gittikçe artırılacaktır.

5- Üyelerimizin de katkısıyla hazırlanan Emek Programı’nın anlatılabilmesi, geliştirilebilmesi için yaz aylarında da çabalarımızı sürdüreceğiz. İktisatçı meslektaşlarımız iktisat politikalarını, ziraatçılar tarım, veterinerler hayvancılık, eğitim bilimciler eğitim politikaları, tıpçılar sağlık politikaları, kısacası tüm meslektaşlarımız kendi alanlarıyla ilgili teşhir faaliyetine ağırlık vereceklerdir.

6- Rektörlerin öğrenci harçlarının 650 dolara çıkartılarak öğretim elemanlarının yaşam şartlarının düzeltilmesi talebini çok yanlış buluyoruz. Biz parasız eğitim talebimizi sürdürmeye kararlıyız, öğrencilerimizin cebine saldırarak yapılacak düzenlemelere şiddetle karşı çıkacağımızı, öğrencilerimizle birlikte tepki koyacağımızı açıkça ilan ediyoruz.

7- Yüzde on paralı öğrenci kontenjanını da hem Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olacağı hem de kamu üniversitelerinin ticarethane haline getirilmesinin son adımını teşkil edeceği için kabul edilemez buluyoruz.

8- Üniversitenin saygınlığına gölge düşüren, kendisiyle aynı düşünmeyen öğretim üyelerine sıfatı rektör bile olsa en ağır iftira ve suçlamaları yöneltmekten çekinmeyen YÖK Başkanı Kemal Gürüz sözcülüğünde yapılan bir hak arama mücadelesinin inandırıcılığı azalmaktadır. Kemal Gürüz hemen istifa etmeli, kendi yönetiminde tarihinin en kötü dönemini yaşayan üniversitelerden elini çekmelidir.

9- Ekonomide fonların tasfiyesi bütçe ve mali disiplini bozulan uygulamalar olduğu için yerindedir. Üniversite araştırma fonları özellikle fen bilimlerindeki arkadaşlarımızın çalışmalarını sürdürebilmeleri için hayati önemdedir. Bu araştırmaların üniversite genel bütçesi içersinden sürdürülebilmesi, kaynaklardan yararlanabilmenin objektif koşullara bağlanması gereklidir.

10- Ülkemizde bilimin geleceği, gençlerin öğretim üyeliği mesleğine kazanılmasına, mesleğimizin hem maddi yaşam koşulları hem de toplumsal saygınlık açısından cazip hale getirilmesine bağlıdır. Üniversitelerde yaşanan kan kaybı da göz önüne alınarak araştırma görevlisi kadroları artırılmalı, gençlere kendilerini ve bilimi geliştirebilecekleri koşullar sağlanmalıdır.

 

 

 

Ana Sayfa

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup