SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Kitapçı | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Arşiv  | Mektup

 Umur TALU

Star

19/06/2003

İki adım

Adımlardan birincisi, Meclis komisyonunda kabul edilen yeni 'Avrupa Birliği uyum paketi'.

Demokrasiyi demokratikleştirmenin bu yeni aşamasında, devlet ve hukuk, vatandaşına güvenme ile özgürlük ve haklar konusunda, iki adım ileri atarak, 'n'olur n'olmaz' diye, bir adım da geriye koysa da..

O tek adım da adımdır.

Ürkek, çekingen...

Ama Türkiye'nin geçmiş zincirleri ve bilinen devlet refleksleri ışığında, 'kekeme' demokratikleşme sürecimizin ağzından çıkabilmiş yeni bir safhanın adıdır.

Türkiye'nin kayıp zamanlarını, birçoğumuzun zihnindeki şartlanmaların hayatımızda yok ettiği renkleri hiç olmazsa bir telafi çabasıdır.

Ne yapalım... Çocuklarımıza isim koyabilme özgürlüğü bile 2003 yılına kaldıysa!

* * *

İkinci adıma gelince...

Dışişleri Müsteşarı'nın, medyaya yansıdığı kadarıyla, ABD'ye verdiği 'İran meselesinde yanınızdayız' imzalı çek.

Kimine göre, Irak meselesindeki Meclis kararı dolayısıyla, ABD'nin tepkisini, kırgınlığını, öfkesini telafi edici 'tazminat'.

Hangi konularda, hangi çerçevede 'yanındayız', yine belirsiz.

Bir Birleşmiş Milletler kararı çerçevesinde İran'ın nükleer dahil olmak üzere, kitle imha silahlarının denetimine destekten ibaret bir 'uluslararası mutabakat' destekçiliği mi...

Yoksa, ABD yönetimi, kendi başına buyruk bir şekilde, kanıt ve Birleşmiş Milletler mutabakatı olmadan bir müdahaleye kalkışırsa da mı 'yanındayız'?

Hangi niyetin, hangi tıynetin nereye kadar 'yanındayız'?

Dışişleri Müsteşarı böyle bir açık çek verebildiğine göre, herhalde altında sadece kendi imzası yok. Bakanı, başbakanı ve hükümetinki de var.

Nitekim, Murat Mercan da, ABD temasları sırasında, partisi ve hükümeti adına (mı?) neredeyse tam da aynı ifadelerle, bir çeki masaya koymuş olmalı.

Sözünü ettiğimiz, yine bir müdahaleye, yine bir saldırıya, yine bir savaşa kadar uzanabilecek bir olay.

Bu konuda, Türkiye adına böylesine bir açık çek yazdıracak 'mutabakat' bu ülkenin hangi kurumunda, hangi karar mekanizmasında yahut hangi vicdan sathında alındı?

Hükümet, Meclis, MGK?

Sahi, Türkiye'nin İran politikası ne ve ne olacak?

Bu ülkeye koyduğumuz bir teşhis ve biçtiğimiz bir gelecek var mı?