SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

 
istatistik  

ANASAYFA VAKIF ALMANAK TUSAM TAM

   
 

SAV

İletişim:

İstiklal Caddesi  Balo Sokak     Analin Apt.

No: 17/2

Beyoğlu - İstanbul

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

 Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 

İş Bankası 
Galatasaray Şubesi
806475

 
 
 

2006 - SINIF ÇALIŞMALARI ATÖLYELERİ

6. ATÖLYE

        

 

Sunuş: Şükrü ASLAN*

Tarih : 6  Mayıs 2006 Cumartesi

Saat   : 18:30

 * MSGSÜ Öğretim Görevlisi


Bu Atölye’de:

1970’li yılların belirgin özelliklerinden birisi, Türkiye’de toplumsal ve sınıfsal gerilim ortamında muhalif hareketlerin kitlesel nitelik kazanmasıdır. Toplumsal hareketler sözkonusu olduğunda, ilk önce akla gelen mekânlar ise kentlerdir. Türkiye işçi sınıfı tarihinde çok önemli bir yeri olan 15/16 Haziran işçi eylemlerinden başlayarak, işçi grevleri ve öğrenci etkinlikleri neredeyse her yıl yükselerek 70’li yıllara damgasını vurur.Bir bütün olarak bakıldığında sosyalist hareketin yükselmesi de bu gelişime paraleldir. İkisi arasındaki ilişki dolaysız biçimde izlenebilmektedir. Ancak “işçi sınıfının öncü rolüne” vurgu yapan sosyalist hareketin (genel olarak örgütlü sosyalist gruplar) hedefi, daha geniş işçi ve gençlik kitleleriyle birleşebilmektir. Bunun için pek çok sosyalist yayında işçi sınıfı içinde çalışmak, örgütlenmek önemli, hatta en önemli görev olarak vurgulanır.Aynı dönemde sosyalist hareketin bir bölümünde, geleneksel köylü hareketine önem veren ve bu nedenle kentleri ve işçi sınıfını ikincil bir çalışma alanı olarak gören görüşler de savunulmaktadır. Bu yaklaşım farklılığı, o dönem de sosyalist hareketi ikiye bölen önemli farklılıklardan biridir. Sosyalist yazında bu farklı yaklaşımları “halk” ve “işçi sınıfı” vurgusu üzerinden izlemek de olanaklıdır.1940’lı yıllardan beri kentsel hayatın, en önemli değiştirici unsuru olan gecekondu sorunu tam da bu dönemde sosyalist hareketin ilgisini çeker. Çünkü, rant ekonomisinin özel bir alanı olarak örgütlense de her yerde hızla yaygınlaşan gecekondu hareketlerinin taşıyıcı aktörleri daha çok işçiler ya da kırsal alanla ilişkileri devam eden orta/alt gelir gruplarındaki “kentli”lerdir. Bu bakımdan sosyalist hareket açısından ilgisiz kalınamayacak bir toplumsal gerçeklik alanıdır. Ancak işçi sınıfının temsilcisi olma iddiasındaki sosyalist grupların bu harekete karşı tavrı ikirciklidir. Çünkü bu tür bir sorun, savunulan dünya görüşü içerisinde tam olarak bir yere oturtulamamaktadır. Gecekondu hareketine karşı izlenen bu çekingen tutumun izlerini, 1 Mayıs Mahallesi kuruluş sürecinde aktif rolü olan grupların yayınlarında da görmek mümkündür.Bu çalışmada, kuruluş sürecinde 1 Mayıs Mahallesiyle ilgili işçi sınıfının öncü rolüne vurgu yapan ve sınıf temsilcisi olma iddiasındaki sosyalist grupların konuyla ilgili yayınları irdelenecek ve sınıf hareketi ile toplumsal hareketliliğin ilişkileri sorunsallaştırılacaktır. Bu bağlamda sözü edilen gerilimlerin günümüze değin süren izleri de ele alınacaktır.

Atölyeler SAV lokalinde yapılmaktadır. Atölyeler hakkında daha fazla bilgi için..

 

KÜRESELLEŞME DİZİSİNİN 4. KİTABI DA YAYIMLANDI

Önsöz'den

Dr. Perihan Kiper, çalışmasında, tarihsel ve kültürel değerlerin korunması sorununu, kent kimliği çerçevesinde hem uluslararası hem de ulusal boyutta bilimsel olarak büyük bir titizlikle ele almaktadır. Konu ile ilgili kuramsal tartışmaları, mesleki deneyiminin sağladığı avantajdan da yararlanarak ustalıkla somutlaştırmakta, koruma sorununu Seattle ve Bodrum örneklerinde gözler önüne sermektedir. Küreselleşme sürecinde Türkiye kentlerinde yaşanan değişimlere ilişkin olarak yapmış olduğu alan araştırması da çalışmaya özgün bir nitelik kazandırmaktadır. Kendisini bu başarılı ve yararlı çalışması nedeniyle kutluyoruz.

 Prof. Dr. Ruşen Keleş              

Prof. Dr. Ayşegül Mengi

 NEREDEN ALABİLİRİM?
İÇİNDEKİLER

Özdeşleşme, Yanılsama ve Zevk Üzerinden Kadın Programlarını Seyretme Halleri(1)

Giles’in Karısı Yalnız Giles’in mi?

İdari ve Siyasi Yönüyle İzmir Örnekleminde Roman Mahalleleri Profili

Töre Cinayetleri Üzerine

Türkiye’de 1968 Olayları ve Çağrışımsal Dünyası

Güldünya’ya Sesleniş

Küreselleşme Karşıtı Hareketin Eleştirisi

Hermeneutik’i Anlamak Üzerine Bir Deneme

Avrupa Yollarında Aidiyet Sorunsalı

Küreselleşmenin Dayanılmaz Ağırlığı Üzerine

“Marksist Estetik” İsmail Tunalı

 DÜZENLEME KURULUNDAN BİLDİRİ ÇAĞRISI

KARABURUN BİLİM KONGRESİ

"bilim ve iktidar"

8-10 Eylül 2006

Karaburun-İzmir

 

Karaburun Bilim Kongresi’nin ilki, bilim insanlarının kaçınılmaz olarak sorumlu oldukları bir konuya, bilim – iktidar ilişkisine yoğunlaşmaktadır.

Bu temanın seçilmesindeki amaç; bilim – iktidar ilişkisine eleştirel katkılar sunmak, bilim – bilim insanı - bilgi üretim koşulları ile tüm iktidar türleri arasındaki ilişkileri sorgulamaktır.

Sizleri, farklı disiplinlerden bilim insanlarının bir araya geleceği üç günlük tartışma ortamına bildiri sunarak ya da aktif dinleyici olarak katılmaya davet ediyoruz.

Kongreye ilişkin bilgilere www.kongrekaraburun.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Özet gönderme için son tarih 15 Nisan 2006K

Çağrının tümü için

 ALMANAK 2004 ANALİZLERİ YAYIMLANDI!

SUNUŞ

2004 yılı ALMANAK çalışmalarını başlatırken yaptığımız çağrıda; zamandizinleri, yıl analizlerini ve göstergeleri içeren ALMANAK’ların yanısıra, aynı proje kapsamında konu analizlerini içeren kitapları yayımlayacağımızı duyurmuştuk. Bu kitap aynı zamanda bu doğrultuda atılmış ilk adım anlamına geliyor.

Elinizdeki kitap, uzmanlarımızın, aydınlarımızın, partilerimizin 2004 yılında ön plana çıkan olay ve olgulara ilişkin analizlerini içeriyor.

Analizleri altı alt bölümde topladık.

Yazının Tümü için...

 SINIF ÇALIŞMALARI SEMPOZYUMU - II YAPILDI

Nurettin Öztatar - Evrensel

 Yüksel Akkaya - Sendika.org

Toplumu anlamanın anahtarı: İşçi sınıfı

Sosyal Araştırmalar Vakfı’na (SAV) bağlı olarak çalışmalarını yürüten Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi (TÜSAM) ilki geçtiğimiz yıl yapılan ‘Sınıf Çalışmaları Sempozyumu’ nun ikincisi yapıldı. ‘Türkiye’yi sınıf gerçeğiyle anlamak’ konulu ‘Türkiye’de sınıfların algılanışı, temsili, sınıf çalışmaları ve sınıf kavramının kullanımına bakış’ alt başlığıyla düzenlenen sempozyum Gülhane’deki eski Darphane binasında gerçekleştirildi. İşçi sınıfı üzerine yapılan çalışmaların sunulduğu sempozyumda konuşmacılar, bir taraftan genel olarak toplumu anlamanın yöntemi üzerine konuşmalar yaparken, diğer taraftan bu anlama çabasının ‘olmazsa olmazı’ olan son yıllardaki direniş ve eylemleri, bu eylemleri yapanların dilinden ve onların algısıyla dinleme fırsatı buldu.

Devamı için

Umudun, Coşkunun Sempozyumu Ve Tüsam

Bir tek cümle ile TÜSAM’ın sempozyumu anlatılabilir mi? Bilemiyorum. Ancak, ilk günkü oturumların ilkini izlerken yüreğimden geçen duyguyu aklımın düşünceye dönüştürdüğü “şey” şu oldu: sermayenin parası varsa, bizim de yüreğimiz var…

Bir kez daha, biraz gecikmeli de olsa (!), düştük yollara. Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (TÜSAM) düzenlediği sempozyuma katılıp, umudumuzu yenilemek, coşkumuzu artırmak için…

Vardık ve gördük ki, TÜSAMcılar yine iyi, güzel bir iş yapmışlar. Öyle olduğu için bir hafta sonunda salon doldu, geç saatlere kadar da öyle kaldı..

Devamı için

 

Bildiriler Kitabı Çıktı!

"Neoliberal saldırının esas amacı, bilimle sınıf arasındaki bağı koparmaktır. Bu nedenle sınıf ile bilim arasındaki bağı yeniden kurmak gerekiyor."

Tülin Öngen'in açılış konuşmasından


 

 

tusammail@yahoo.com,  merhaba@sav.org.tr  

 Tel: 0 212 292 55 85 Fax: 0 212 292 55 86

İsteme Adresi: 

SAV İktisadi İşletmesi

İstiklal Caddesi Balo Sk. Analin Ap. No:17/2 Beyoğlu / İstanbul

 KÜRESELLEŞME DİZİSİNİN 3. KİTABI KİTAPÇILARDA!

SUNUŞ'DAN

Toprak, su, hava; şüphesiz doğanın temel elemanları ve  yaşamın kaynaklarıdır. Bir tür olarak insan, bir parçası olduğu bu doğanın rahminde şekillendi ve bağrında büyüdü. İnsan -en azından şimdilik - doğanın bilebildiğimiz bu en yetkin organizması, sadece gelişiminin ilk dönemlerinde adaklarıyla, törenleriyle, şenlikleriyle varlığını güvence altına almaya çalışmadı; tüm gelişme süreci içinde, yaşamının en zorlu dönemlerinde, en sıkıntılı anlarında toprağın, suyun ve havanın bağrına dönmenin özlemini duydu. Dönebildiği anda, tekrar yaşadığını hissetti. Toprağa, suya ve havaya, ürettiği her türlü düşüncede, düşte, ütopyada yer verdi; 

Devamı...

 
 

free hit counter

 

BİANET

AGORA FORUM

KÜRESELLEŞME

MEDYADAN

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

VAKIF ] ALMANAK ] TUSAM ] TAM ]