SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Kitapçı | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Arşiv  | Mektup

İletişim:

Hüseyinağa Mahallesi Sakızağacı Caddesi
Yoğurtçu İş Merkezi, No: 19/5 Beyoğlu - İstanbul

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

 Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 

Vakıfbank 
Finans Market 
İstanbul Şubesi Taksim 
005-3029264
 SAVAŞ DÖNEMİ

ANA SAYFA 11

ANA SAYFA 10

ANA SAYFA 09

ANA SAYFA 08

ANA SAYFA 07

ANA SAYFA 06

ANA SAYFA 05

ANA SAYFA 04

ANA SAYFA 03

ANA SAYFA 02

ANA SAYFA 01

BİNGÖLLÜ ÇOCUKLAR  İSTANBULDAYDI 

1 mayıs 2003 günü yaşanan depremde yerle bir olan  Çeltiksu Yatılı İlköğretim Bölge Okulunun öğrencileri İstanbul Darüşşafaka Lisesine moral eğitimi için gelmişlerdi. Çocukları Maslak’daki okulda ziyaret ettim.

Aileler ve çocuklar depremden hemen sonra planlanan İstanbul organizasyonuna katılıp katılmama konusunda  tereddütler yaşamışlar.

ALMANAK 2000 + 2'DEN 

ORMANLARIMIZI GOZDEN CIKARMAK TURKIYE’ YI GOZDEN ÇIKARMAKTIR

Dünyamız hızla kirleniyor diye kaygılanıyor birçoğumuz. Doğru da düşünüyor kuşkusuz. Çeşitli atıklar, özellikle nükleer ve sanayi atıkları ile evrendeki tek sığınağımız olan yaşlı dünyamızı yaşanmazlığa, belki de bu gidişle yalnızlığa itiyoruz. Sanayileşmenin başlaması ile biriken 170 milyar tonun yanı sıra havaya, her yıl 6 milyar ton karbon salıyoruz. Atmosferdeki CO2 miktarının 40-50 yıl sonra bugünkü miktarın 2 katına çıkacağı çevreye karşı duyarlı tüm bireylerin bilgileri arasındadır. Ne acıdır ki bu durum, son yıllarda insanlarımızı depresyona, hatta intiharlara sürükleyen, ama asıl, doğal dengeleri alt üst eden sera etkisine, dolayısı ile küresel ısınmaya neden olmaktadır. Hepimizin korkulu rüyası olan ozon tabakasının delinmesi ise, işin cabası.

İNSANIN GEZEGENE AÇTIĞI SAVAŞ  

İnsanın Dünya gezegeni üzerindeki macerasının son bir kaç bin yılı, sistemli “bir yağma ve talan öyküsü”dür[i]. Endüstri Devrimi ve insan nüfusunun aşırı çoğalması ile son birkaç yüzyılda gerçekleştirilen yıkım ise artık gezegen ölçeğinde olup, hem gezegenin doğal dengelerini hem de doğanın parçası olduğunu hala tam olarak kavrayamamış görünen insanı tehdit etmektedir. Bu yazı, Greenpeace’in 2002 yılında yayınladığı bazı brifinglere dayanarak, 1992 Rio ve 2002 Johannesburg Dünya Zirveleri arasındaki on yıla ilişkin kısa bir değerlendirme yapmayı hedeflediğimiz için söz konusu savaşın bütününe ilişkin başka bir yorum içermeyecek.

  NÂZIM HİKMET YILI ETKİNLİKLERİNİN ARDINDAN

Bir yıla Nâzım Hikmet’in adının verilmesini değerlendirebilmek için, önce şiire sevdalanmak, sonra , Nâzım’ı duyup , onun yapıtlarına ulaşamamanın acısını yaşamak gerekir diye düşünüyorum .. Bir yerlerden kulağınıza gelen “İniyor kayık/ çıkıyor kayık” ya da “Hazerde doğanın /  Hazerdir mezarı”  dize kırıntılarıyla, kendi dilinizin en ünlü şairini düşlerken, henüz bitmemiş çocukluğunuzun bütün masumluğuyla , şiirin nasıl yasaklanabileceğine şaşırmadan edemezsiniz . Aklınız almaz kitaplarının bulunmamasını . Adı var, kitabı yok bir şairin, deniz gibi bir şey olduğuna inanırsınız . Bir damlası yüreğinize serpilmiştir ama, o damla, deniz hakkında tüm bilgileri vermez .

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup