SIRAMIZI
SAVDIK!
1 Mart
öncesi "Şimdi Sıra Bizde” demiştik.
Gururla,
övünçle söylüyoruz. Görevimizi yaptık. Sıramızı Savdık.
1
MART günü Ankara'da hep birlikte “olmaz” denileni başardık.
Her
geçen gün kanıtlanıyor:
Savaştan
medet uman tüm akbabaları telaşlandırdık; tüm planlarını
bozduk. 3 Mart’ta harekat rüyaları görenleri hayal kırıklığına
uğrattık.
Hiç
şüphemiz yok:
Savaşa
karşı olduğunu açıkça, yüksek sesle her gün beyan
eden; insanın yüreğine yaşama sevinci akıtan,
gelecekten umutlandıran o güzelim dünya insanlarının
saflarında yerimizi aldık.
Yönetenlerimizin
sorumsuzca çiğnettikleri onurumuzu sahiplendik. İnsanlık
ailesinin onurlu bir üyesi olduğumuzu dünyadaki tüm kardeşlerimize
gösterdik, dosta düşmana kanıtladık.
Dostlarımıza
ve kendimize moral aşıladık, sevinç verdik.
Herşeyin
bir bedeli vardır: Savaş taraftarlarının nefretini kazandık.
Açık
bir gerçek:Çok olan biziz.
Ama
diğer yandan açık bir gerçek daha var:
Yönetenlerimiz
kendi geleceklerini “her koşulda savaş” diyen ABD yönetimindeki
haydutların gelecekleri ile birleştirdi. Bu çetenin peşinde
ve onları kızdırmaktan ölesiye korkarak; ganimet masasından,
talandan, yağmadan, gasptan paylarına düşecekleri yitirme
korkusuyla kahrolarak;
her türlü olguyu gerekçe göstererek savaşı hem
herkesin gözünde, beyninde
hem de hayatın içinde zorunlu, kaçınılmaz bir
olguya dönüştürmeye çalışıyorlar, çalışacaklar.
Ama
1 Mart’tan sonra Türkiye’de deli raporu almamış hiçkimse
açık bir savaş taraftarı olamayacak.
Hep
savaşa karşı olan ama realite gereği savaşa girmeyi ya da
zorunlu olarak savaşmayı savunanlar olacak.
Fakat,
çaresi yok!
Arası
yok!
Aması
yok!
Tüm
Dünya’da ve Türkiye’de saflar hergün netleşecek.
Ya
Savaş Karşıtları ile birlikte talan, yağma, kan ve Ölüm
lanetlenecek. Ya Savaş
Yandaşı olarak tüm dünyanın laneti alınacak.
Önümüzdeki
günler herkesi kendi safına iterek gelip geçecek.
|