Mandela:
"ABD Dünya Barışı İçin Bir Tehdit!"
Güney Afrika eski devlet başkanı Nelson Mandela: "Bush petrol
ve silah sanayicilerini memnun etmek için savaş kararı aldı. ABD
ve İngiltere, sırf siyah olduğu için Irak'a saldırmak istiyor ama
kitle imha silahı olan İsrail'i beyaz olduğu için kayırıyor."
Newsweek
18.09.2002 Tom MASLAND
BİA (Johannesburg) - 84 yaşındaki Nelson Mandela dünyanın
en saygın devlet adamlarından biri. 964'te Güney Afrika'da ırk ayrımcılığına
karşı silahlı direnişten ömür boyu hapis cezasına çarptırılarak
ıssız Robben Adası'na kapatılan Afrika Ulusal Kongresi lideri 1990'da
ülkesini ilk ırk ayrımcılığından arınmış seçimlere taşımıştı. Devlet
başkanı olarak yeniden uzlaşmaya öncelik verdi. Bugün bütün Güney
Afrikalılar onu kabile büyüklerine verilen Madiba adıyla çağırıyor.
Mandela beş yıllık başkanlık dönemi 1999'da sona erince siyasetten
çekildi ve kendisini çocuklara yönelik iki vakfa verdi. Newsweek'ten
Tom Masland ile Johannesburg'un banliyölerinden Houghton'da ülkedeki
AIDS bunalımı konusunda kabile liderleriyle görüşmek için Limpopo'ya
gitmeden önce yaptığı konuşmadan alıntılar.
Neden Irak konusunda söz almaya başladınız? Geçtiğimiz yıllarda
Ortadoğu'da olduğu gibi arabuluculuk mu yapmak istiyorsunuz? Kavga
edenlerin arasına giriyormuş gibisiniz.
Eğer kayda değer kuruluşlarca arabuluculuk yapmam istenirse bunu
ciddiyetle değerlendirebilirim. Ama böylesi bir durumda bir bireyin
değil Birleşmiş Milletler gibi bir kuruluşun arabuluculuğuna gerek
var. Durumun ciddiyetini kavramamız gerek. Amerika dış politikasında
ciddi hatalar yaptı ve bunların olumsuz sonuçları bu kararlardan
uzun süre sonra ortaya çıkmaya başladı. İran Şahı'na verilen kayıtsız
şartsız destek 1979 İslam Devrimi'ne yol açtı. Ardından ABD Afganistan'da
hükümetin ılımlı kanadını destekleyip teşvik etmek yerine mücahitleri
silahlandırıp beslemeyi tercih etti. Afganistan'da Taliban'ı iktidara
taşıyan bu oldu.
Ama Amerika'nın en felaketli davranışlarından biri Birleşmiş Milletlerin
iğneyle kuyu kazarcasına çalışarak oluşturduğu Sovyetler Birliği'nin
Afganistan'dan çıkmasını öngören kararı sabote etmesiydi. Bu olaylara
bakınca Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya barışı için bir tehdit
olduğu sonucuna varırsınız. Çünkü Amerika'nın dediği şu: Eğer Güvenlik
Konseyi'nde vetodan korkuyorsanız o zaman dışarı çıkar, harekete
geçer ve öteki ülkelerin egemenliğini ihlal edersiniz.
Dünyaya verdikleri mesaj bu. Bunun en kuvvetli ifadelerle kınanması
gerek. Fransa, Almanya, Rusya ve Çin'in bu karara karşı çıktıkları
dikkatinizden kaçmamıştır. Bu George W. Bush'un Amerika'daki silah
ve petrol sanayilerini memnun etmek arzusundan kaynaklanan bir karar.
Bu etkenlere bakınca iktidar ve nüfuz sahibi olmayan benin gibi
bir bireyin uygun bir arabulucu olmadığını görürsünüz.
Irak'ın kitle imha silahları tehdidi ve Saddam'ın nükleer silah
yapma çabaları konusunda ne düşünüyorsunuz. Eninde sonunda Saddam
başka ülkeleri işgal etti ve İsrail'e füze attı. Başkan Bush Birleşmiş
Milletler'e gidecek ve kanıtları ortaya...
Halen Bağdat'ta bulunan eski Birleşmiş Milletler silah müfettişi
Scott Ritter, kitle imha silahları yapıldığına ilişkin hiçbir kanıt
bulunmadığını söyledi. Ne Bush ne de Tony Blair bu tür silahların
bulunduğuna ilişkin bir kanıt ortaya koydular. Ama İsrail'in kitle
imha silahları olduğunu biliyoruz. Kimse bundan söz etmiyor ama.
Neden bir ülke için, özellikle siyah olması yüzünden, bir standart,
beyaz olan İsrail için başka bir standart olacakmış.
Demek bunun bir ırk sorunu olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu öge de var işin içinde. Aslında pek çok kişi bunu alçak sesle
konuşuyor ama , eskiden Birleşmiş Milletler beyaz Genel Sekreterle
çalışırken Amerika ve İngiltere'nin Birleşmiş Milletler dışında
iş görmeleri diye bir sorun olmadığını açıkça konuşamıyor. Ama Boutros
Boutros Gali, Kofi Annan gibi siyah Genel Sekreterlerolunca Birleşmiş
Milletlere saygı duymuyorlar. Bundan hoşlanmıyorlar. Bu sadece benin
görüşüm değil bunu söyleyen çok insan var.
Yaklaşan çatışmayı önlemek için ne tür bir uzlaşma gerekiyor?
Yalnızca tek, bir tek uzlaşma var bu da Birleşmiş Milletler. Eğer
ABD ve İngiltere Birleşmiş Milletlere gider ve Birleşmiş Milletler
de Irakta kitle imha silahları bulunduğuna dair somut kanıtlarımız
var derse hepimiz bunun için bir şey yapılması gerektiğini söyleriz,
hepimizin bunu desteklemesi gerekir.
Bush yönetiminin BM'deki diplomatik girişimlerini sahici buluyor
musunuz yoksa Başkan sadece tek başına hareket etme niyetini örtmek
için mi böyle yapıyor?
Artık ABD'nin kendinin dünyadaki tek süper güç olduğuna ve ne isterse
yapabileceğine inandığına kuşku yok. Elbette başkanın çevresindeki
adam ve kadınlara bakmamız gerek. General Colin Powell Körfez Savaşı
sırasında savaşta ve savaş dışında ABD ordusuna komuta etmişti.
Uluslararası gerilim ve savaşın yıkıcı etkilerini, genç insanların,
masum insanların öleceğini biliyor. Bunu bildiğini geçen yıl 11
Eylül'den sonra gösterdi. Amerika'nın müttefiklerini bilgilendirmek
ve Afganistan savaşına destek aramak için bütün dünyayı dolaştı.
Ama Dick Cheney gibileri...Dün aslında Amerika'nın gerçek başkanının
o olduğunu yazan bir makale okudum. Bu ne kadar doğru bilmiyorum.
Dick Cheney, savunma bakanı Donald Rumsfeld gibi insanlar başkanı
ne yazık ki yanlış yönlendiriyorlar. Çünkü benim görüşümce Başkan
pekala oturup iş konuşabileceğiniz bir insan. Ama çevresi onun modern
çağa katılmasını istemeyen dinozorlarla dolu. Başkanı modern çağa
taşımak isteyen tek kişi dışişleri bakanı General Colin Powell.
Gördüğüme göre başkan yardımcısı Cheney'den epey dertlisiniz.
Buna ne şüphe. Benim serbest bırakılmama karşı çıkmıştı (gülüyor.)
ABD Kongresinin çoğunluğu benim serbest bırakılmamdan yanaydı ama
karşı çıktı. Ama derdim sadece bu değil. Dick Cheney antika bir
muhafazakar.
Irakla ilgili olarak şimdi konuşmaya başlamanız ilgimi çekiyor.
Başkanlıktan ayrılırken şöyle demiştiniz: " "Artık Tsankei'ye
gidip dinleneceğim." Belkide o zaman bu bir latifeydi. Ama
çok aktif oldunuz hep.
Gerçekten de emekliye ayrılıp, çocuklarım, torunlarım ve elbette
karımla daha çok vakit geçirmek istiyordum. Ama sorunlar vicdan
sahibi bir insana için öyle büyük ki, barış sağlamak için bütün
nüfuzunu kullanmaksızın olmaz. Hayır demek çok güç. (EK)
|