Pardon
Çıkalı...
Ali Sirmen
Cumhuriyet 31.10.2002
Çeçen komandoların geçen cumartesi günü 800 kişiyi rehin aldıkları
Moskova Tiyatrosu eylemi iki yanlı terörün, olağanüstü dehşetini
bir kez daha gözler önüne serdi.
Rus Güvenlik Kuvvetleri'nin felç edici gaz kullanarak yaptığı baskının
sonucunda bilanço 200'den fazla ölüydü.
İşin en ilginç yönü de yalnızca 2 kişinin vurularak ölmüş olmasıdır.
Kısacası, ölenler Çeçen değil, Rus devlet terörünün kurbanlarıdırlar.
Yetkililer hangi tür gaz kullandıklarını açıklamıyorlar. Üstelik
yakınları hastaneye kaldırılmış olanlara da ziyaret izni verilmedi.
Herkesin gözü önünde işlenmiş olan ve yine her şey aşikârken gizlenmek
istenen bir cinayet ile karşı karşıyayız.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, olaydan sonra yaptığı konuşmada,
yakınları ölenlerden özür diledi.
Önce TV ekranlarından dikkatle izleyenler devlet terörünün buz gibi
soğuk somut yüzünü gördüler.
''Pardon'' derken Putin, yıllar öncesine gittim. Bir zamanlar bir
deyiş vardı, ''Pardon çıkalı eşekler çoğaldı'' diye.
Gaddar Putin için bu deyiş bile çok hafif kalıyor.
****
Yaşadığımız olaylar, dünyanın birçok yerinde 21. yüzyılın en büyük
sorununun terör olduğunu ortaya koyuyor.
Artık toplumların karşısındaki en büyük düşman terördür.
Çünkü terör yalnız bir birey ya da gruptan kaynaklanmakla kalmıyor,
aynı zamanda devleti de kendi tuzağına çekiyor. Böylelikle bireysel
eylemin boyutlarını aşan bir durum ile karşılaşıyoruz.
Şu aşamada birçok kişi ve kuruluşlar, terör ile mücadelede devlete
destek veriyor.
Ama sanırım sormamız gereken bir soru var.
Devlet terör ile mücadelede nereye kadar gidebilir?
Teröre, terör ile yanıt vermek mubah mı?
Çok yakında bütün ağırlığıyla gündeme gelecek olan bu sözse ne yazık
ki şu anda gereken ilgiyi görmüyor terörü bahane ederek hiçbir şekilde
haklı görülemeyecek bir petrol savaşını başlatmaya çalışan Bush
gibi Putin de hem iç hem de dış kamuoyunda destek buluyor.
Nitekim, Rusya Parlamentosu Duma'nın liberal kanadından olan İrina
Kakamada da Putin'in kanlı eylemini desteklemiştir.
****
Çeçen eylemcilere gelince: Eğer onlar bu eylemleriyle on bini Rus
tarafından olmak üzere doksan bin kişinin ölümüne yol açan bir savaşın
sona ermesi için görüşmelerin başlamasını amaçlamışlarsa hata etmişlerdir.
Çünkü son eylem sertlik politikası yanlılarını güçlendirmiştir.
Putin iç ve dış konjonktürün yardımıyla ve terör ile mücadele bahanesiyle
savaşçı politikasını sürdürmekte kararlıdır.
Son olay iki soruyu daha getiriyor akla.
Saddam'dan sonra kendi halkına karşı gaz kullanan Putin, Moskova'da
herkesin önünde gözünü kırpmadan bunu yapabiliyorsa, acaba Çecenistan'da
nelere tevessül eder dersiniz.
İkinci soru ise tarihe karışmış olan Sovyet sistemi ile ilgili.
Herkes bu sistemin baskıcı bir dikta olduğunu ve demokrasiye dönüşemediğini
kabul ediyor.
Ama acaba bu nitelik sosyalist uygulamanın mı, yoksa Rusya'nın sosyo-kültürel
yapısının mı ürünüydü?
Öyle ya sistem çökeli yıllar oldu, önce Boris Yeltsin geldi, sonra
Vladimir Putin, ama hiçbir şey değişmedi.
Rusya'da hâlâ güdümlü seçimler, iktidarın denetiminde bir medya,
merkezin kontrolünde bir yerel yönetim ve bağımsız olmayan bir yargı
var.
Moskova katliamından çıkarılacak çok ders olduğu kesin.
|
|