İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.
 

Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 
Vakıfbank 
Finans Market 
İstanbul Şubesi Taksim 
005-3029264

İletişim için eposta

  Gündem

Hazine Arazileri

Kriz var ve gerçekten kritik günler yaşıyoruz. Herkes bu dönemi olabildiğince yarasız, beresiz atlatmaya çalışıyor. Krizin en büyüğünü ise galiba egemenlerimiz yaşıyor:

Ulusal Bağımsızlık Konferansı

68´LİLER Birliği Vakfı tarafından düzenlenen Ulusal Bağımsızlık Konferansı, 16 Haziran 2001 Cumartesi günü İTÜ İşletme Fakültesi Konferans Salonunda yapıldı. 

Vakıf Başkanı Gökalp Eren´in açış konuşmasıyla başlayan konferansın ilk oturumunda, Prof. Dr. İzettin Önder, Prof. Dr. Erol Manisalı ve araştırmacı Talat Tunhan, 2. Oturumda CHP, EMEP, İP ve SİP temsilcileri, son oturumda da Demokratik Kitle Örgütleri, Meslek Odaları ve Sendikalar bildirilerini sundular.

F Tipi

F Tipi Cezaevleri ve ölüm oruçları / açlık grevleri yaklaşık son bir yıldır gündemimizde... Son günlerde "Hayata Dönüş" operasyonunun ne menem bir operasyon olduğu da ortaya çıkmaya başladı. Çok eminiz; başta Adalet Bakanımız olmak üzere, etkili ve yetkililerimiz, tüm etkilerini ve yetkilerini kullanarak bu operasyonla ilgili gerçeklerin karanlıkta kalması, en azından kamuoyunca bilinmemesi için ellerinden geleni yapacak. Ama bu çabalar, ne operasyonun gerçeklerini ne de hergün ölüm oruçlarında insanların öldüğü gerçeğini değiştirmeyecek. Bu konuda en tutarlı tavırlardan birini aldığına inandığımız  PERİHAN MAĞDEN'in 27 Haziran'da RADİKAL'de yayınlanan yazısını "Bari Ölüm Oruçları Olmasın Bu Ülkede" talebine aynen katılarak, ve PERİHAN MAĞDEN'e teşekkür ederek yayınlıyoruz.

Üniversiteden Manifesto

Üniversiteler, ülkelerin beynidir derler. Bizim beynimizin "dumura uğradığını" ise çoktan beri herkes söylüyor. Geçtiğimiz ayda bu üniversitelerimizin rektörleri "ayaklanarak" Ankara'nın yolunu tuttular ve hem üniversiteleri için hem yarım ağızla da olsa öğretim üyeleri için para talep ettiler. 

GATS Sempozyumu

Tüm hizmet alanlarını ve hizmetlerin üretilmesi için gerekli olan sınai ve tarımsal ürünlerin üretimini de kapsayacak boyutta bir küresel anlaşma olan GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) ile ilgili; Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu tarafından organize edilen, GATS hazırlıklarının ülkemiz insanlarından gizlenen boyutunu açığa çıkarmak ve müzakere süreci hakkında ülkemiz insanlarının bilgilendirilmesini sağlamak için 23-24 Haziran 2001 tarihlerinde Petrol-İş Sendikası Genel Merkezi (Altunizade) Konferans salonunda "GATS SEMPOZYUMU" adıyla uluslararası bir sempozyum düzenlendi.


Nejat Elibol'un Kitabı Yayınlandı

 Üyelerimizden Nejat Elibol'un yeni romanı "Haydar Bey ve Masallar Anlatıcısı Şehrazat" yayımlandı. 

"Bana kalırsa iddia ederdim bu romanın yazarı olduğumu; ediyorum zaten. Ama ah sağduyu!..İddia etmen ne ifade eder ki diyor sağduyum. Kurgu yok mu o kurgu?.. Çünkü Haydar Bey ve Şehrazat da böyle söylüyor! Belki Şehrazat alçakgönüllü olduğu için açıkça söylemiyor...Ama Haydar Bey?.. Haydar Bey'e kulak verince göreceksiniz; ben iddia ediyor olsam da romanın tek yazarı olduğumu, gerçek her okura göre ayrı olacak. En iyisi dedim ben kendime: "Üçümüzün de adını koyayım yazarlar kısmına...Karar sizin olsun!"

Nejat Elibol



1975-2000: Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi 

Genişletilmiş İkinci Baskı

Kitabın ikinci baskısının arka kapağında yer alan ve antolojinin ilk baskısı sonucu basında çıkan yazılar:

“Şair Yılmaz Odabaşı’nın antolojisi, genç kuşağın şiirini okuruna ileten cesur bir toplam… Aynı adlarla, aynı şiirlerle dolu antolojilerden bıktıysanız, bu sizin yenilik duygunuzu okşuyor… Şiir zevkinizi gözden geçirmek için fırsattır bu antoloji. Yenileri tanıyın. Bunca şair arasında elbette birini beğenecek, seveceksiniz…”

 Doğan HIZLAN, Hürriyet, 9 Eylül 2000 

***

Yılmaz Odabaşı, gerçekten iyi, oldukça da yararlı bir işin üstesinden gelmiş… ‘Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi’, Cumhuriyet dönemi şiirimizin zenginliğinin ‘genç’ yüzünü gösteren önemli bir kaynak olarak elimizin altında şimdi…” 

Refik DURBAŞ, Sabah, 11 Haziran 2000

***

Odabaşı’nın derlemesi, ‘antoloji furyası’nın dışında tutulması gereken bir yapıt. Özenle hazırlanmış, Uzun bir çalışmanın ürünü olduğu da ortada… Ben kendi adıma, edebiyat dünyasına ilk adımı atanları bile izlemeye çalışıyorum; ama derlemeyi elime alınca, gözden kaçırdığım bazı şairleri fark ettim…”

Ülkü TAMER, Milliyet, 24 Aralık 2000

***

“ ‘Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi’, adından da anlaşılacağı gibi şiirimizin son yirmibeş yılını kapsıyor. 1941 doğumlu Metin Altıok’tan 1978 doğumlu Zeynep Köylü’ye uzanan 212 şairlik bir şiir çeşitliliği. Daha önce benzeri olmayan bir çalışma!”

Atilla BİRKİYE, Cumhuriyet, 17 Ağustos 2000


Bir Toplantının Ardından

21 ve 22 Nisan 2001 tarihinde yapılan seminere Doç. Tülin Öngen ile Doç. Haluk Gerger katıldı. Konu başlığı “Küresel Kapitalizm ve Alternatif Politikalar” idi. Toplantıya altmışı aşkın duyarlı ve konuya vakıf arkadaş katıldı. Hem yatılı olması hem de belli bir düzeyin tutturulması açısından katılım sınırlı sayıda gerçekleştirildi. 

Tülin Öngen, küresel kapitalist sürecin, emek üzerindeki sonuçlarını ayrıntılı olarak izah etti. Haluk Gerger ise, görünen politik sonuçları üzerinde durarak, karşı alternatif politikaların ele alınmasını izah etti. Ancak tartışma Şubat krizi bağlamında ele alınarak şu belirlenme yapıldı; kapitalizmin özünde bir kriz rejimi olduğunu belirten konuşmacılar, krizin ideolojik, siyasi ve sosyal bir kriz boyutunda geliştiğini, aslında bu ve benzer krizlerin küresel bir kriz özelliği gösterdiğini, dolayısıyle küresel kapitalizmin krizi olduğu ifade edildi. 1870-93 ve 1929, 1974 vb. krizlerine atıfta bulunarak son yüzyılın kapitalist sisteminin bir paranoması çizildi.

....

Hasan Oğuz

 


Etkinlikler

Piknik

3 Haziran Pazar günü Vakıf olarak piknikteydik.

Dünya Çevre Günü: "Her Yer Bergama Hepimiz Bergamalıyız"

5 Haziran Dünya Çevre Gününde, vakıf üyeleri olarak, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesince düzenlenen ve vakfımızın da desteklediği "Her Yer Bergama, Hepimiz Bergamalıyız" gecesine katıldık. İyi ki katıldık ve hiç de az olmadığımızı gördük. İyi ki katıldık ve çoktan beri yaşamadığımız coşkuyu yaşadık.

Not: Ülkemizdeki son parlak keşif, ülkemizin altın rezervleri açısından neredeyse dünya cenneti olduğunun  keşfedilmesi oldu. Galiba egemenlerimiz heryeri gerçekten Bergama yapmaya niyetleniyor. Temennimiz hepimizin Bergama'lı olmayı da başarabilmesi...

Yazarlar

Dinçer Mete

Amerika, Kucağını Aç, Bizi Bağrına Bas!

Haber 25 Haziran 2001 tarihinde Milliyet’te yayınlandı. Haberin başlığı "Krizden bunalan Amerika’ya kaçıyor" idi. İçeriğinden ise ABD’nin her yıl yaklaşık 55.000 kişiye kura ile "Green Card" verdiğini, kurayı kazanacak olan 55.000 kişiden yaklaşık 1000’nin Türkiye’den başvuranlar olacağını, geçen yıl kuraya katılmak için ülkemizden başvuranların sayısının 165 bin olduğunu, 860 kişinin de kurayı kazandığını öğreniyorduk.


Mehmet ESATOĞLU

Doğruyum Çalışkanım İnternetteyim!

Liseli genç bir grupla 2000 yılı sonbaharında okulun tiyatro salonunda buluştuk. Her zamanki sorularla başladık çalışmaya. Merhaba sen kimsin? Kaç doğumlusun? vb.

Bu yıl sahne üzerinde 1986 doğumlular vardı. Yani müzik sanatçısı Yaşar Kurt’un lisede İbrahim Tatlıses olmaya çalışıp kurtulmaya çalışan adamı “Paçayı Kurtarabilebilsem”de oynayışının üstünden bir nesil geçmişti. Onlar oyuncu adayları olarak sahnedeydiler ve küçük kasetçalarlarında Yaşar Kurt’un son albümü vardı.

Tanışmanın ardından yeni bir soru yağmuru patlayıverdi; “ bu yıl ne oynayacağız? ”. Ben de hep verdiğim yanıtı patlatıverdim: Yeryüzünün ve sizin gündeminizde ne varsa o. 

Necla Yıkılmaz

NGO

90’lı yılların başlarından itibaren, NGO’ların sayısında çarpıcı bir artış olduğu, faaliyet alanlarında genişleme yaşandığı, diğer taraftan da NGO’ların işlev ve misyonlarına ilişkin yoğun tartışmaların başladığı görülmektedir. (NGO terimi uluslar arası yazında yerleşik hale gelmiş ve birçok ülkede ulusal dile tercüme edilmeden kullanıldığından, yazıda bu biçimde kullanılmaktadır. NGO, Non-govermental organization kelimesinin kısaltılmışından türetilmiştir. Türkiye’de, sivil toplum örgütleri, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, gönüllü örgütler, üçüncü sektör, yönetim dışı örgütler gibi terimler kullanılmaktadır.) 

Bu yazıda toplumsal yaşamda etkin rol oynamaya aday yeni aktörler olan, NGO’ların uluslar arası sistemde böyle önem kazanmasına yol açan gelişmelere ve dinamiklere ana hatlarıyla değinilip, Türkiye’deki NGO’ların durumuna ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaktadır.

 

Nevzat Onaran

  

Kim, dolara yüzde 300 faiz verir?

‘Görev zararı’ yaygarası…

 

Krizin kaynağı bankacılık sektörü olduğu öne sürülerek, alınması gereken tedbirler de bu tespite göre belirlendi. Aslında bankacılık sistemi, ekonomik kriz boyutunda incelendiğinde, sadece bir alandır. Reel olan mal ve hizmet üretim alanı da vardır.

Mali sistem tanımlamasında kriz, yoğunlukla para ve sermaye piyasasındaki yani bankacılık sistemi ile kambiyo, bono ve hisse senedi piyasalarındaki yapılanmadan kaynaklanmaktadır.

Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı menşeili spekülatif sermaye hareketleri, mevcut ekonomik yapının yumuşak karnını oluşturmakta ve bunun sonucu olarak ki, geçmişte 5 ya da 10 yılda kendisini ciddi boyutta hissettiren kriz, günümüzde (kasım ve şubat aylarında olduğu gibi) yıl içinde yaşanır bir niteliğe büründü.

Yani kumarhane kapitalizm krizi…

Devletin sektöre verdiği garantiyle de ayakta duruyor…

Bilgilenme Hakkı ve Askeri Harcamalar

Bütçeden ayrılan harcamaların şeffaf olmaması nedeniyle, bütçeyi inceleyerek ‘hangi hizmet veya mal alımı için ne kadar harcama yapıldığını’ ortaya çıkarmak, bilgilenmek mümkün değildir!

Harcamaların bilinmemesi sadece, örtülü ödenekle sınırlı olmayıp, böylesine bilinmezlik şemsiyesiyle maskelenen/gizli tutulan giderler konsolide bütçede önemli bir yekün tutuyor..

Yatırım, ücret ve maaş ödemeleriyle ilgili bütçenin gider yapısı hakkında belli bir düzeyde bilgilenmek mümkünken, böylesi bir durum özellikle devletin güvenliği perdesi altında yapılan harcamalar için geçerli değildir!

Nitekim, bu kalemlerin başında da genel olarak askeri harcamalar geliyor…

Bu konuda çelişkili olsa da, yakın dönemde bir gelişme yaşandı…  

Duyuru

Turİst Dergisi Çıktı

Vakıf üyelerimizin de katkıda bulunduğu dergiyle ilgili Hakan Feyyat'ın bir çağrısı var: OKU, OKUT


Sayfalarımızda yayınlanan yazılar yazarlarının görüşlerini yansıtmakta olup SAV'ın görüşleri niteliğinde değildir. 
Bu görüşleri sayfalarımızda yayınlayarak demokrasinin bir gereğini yerine getirdiğimize inanıyoruz.

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup