İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.
 

Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 
Vakıfbank 
Finans Market 
İstanbul Şubesi Taksim 
005-3029264

İletişim için eposta

Kuruluşunun 1. Yılında SAV

Vakfımız 18 Ocak'ta 1 yaşını doldurdu. Birinci yaşımızı 20 Ocak Cumartesi günü üyelerimizle birlikte, türkülü bir kokteylle kutladık. Kutlamaları, 10 Şubat'taki yemekte dostlarımızla birlikte sürdürdük. Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Dinçer Mete yemekte yaptığı konuşmayla vakfın geleceğini değerlendirdi: Bir gün Türkiye'de bir Dünya Sosyal Forumu olacaksa, SAV da düzenleyenler arasında mutlaka olacaktır.

 


Kriz Üzerine

Ülkemizde son 20 yıldır egemen olan ekonomik, siyasal, toplumsal sistem çöküyor. Bu çöküş sürecinin nedenlerinin, sonuçlarının, iç ilişkilerinin ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak analiz edilmesi gerekiyor. Fakat durum saptaması yapmak için yeterli veri / gösterge var: Sistem çöküyor.

Dinçer Mete

 

Emek Platformu Programının Sunuş ve Özeti için sağ alttaki mini logoyu kullanabilirsiniz.

 


Ulusal Programımız!

AB'ne katılım için hazırlanan programın ne kadar ulusal olduğu bile yeterince tartışılmadan program AB'nin yetkili organlarına gönderildi. Konuya duyarlı olanlar için programa erişim olanağı sağladık. İşte Ulusal Programımızın Türkçe Özeti: Sağ alttaki mini logo.

 

Daha ayrıntılı bilgi için:

Ulusal Program Cilt 1

Ulusal Program Cilt 2 

10 Şubat Konuşması

Sayın konuklarımız;

Sevgili üyelerimiz,

Dostlar,

Sosyal Araştırmalar Vakfının 1. Kuruluş Yıldönümü yemeğine hoşgeldiniz. 

Sosyal Araştırmalar Vakfının resmi olarak kuruluşunun üzerinden bir yıldan biraz daha uzun bir süre geçti. Resmi olarak 18 Ocak 2000 de kurulduk. Kuruluş yemeğimizi 20 Ocak 2000 tarihinde yapmayı planlamıştık. Fakat 20 Aralık ile başlayan Cezaevi operasyonları ve ölüm oruçları / açlık grevleri nedeniyle yemeği bugüne ertelemek durumunda kaldık. Bugün hala yüzlerce insan cezaevlerinde açlık grevinde ve seslerini duyuramıyorlar. Sorun hala çözülmedi hatta başlangıcından çok daha kötü durumda… Fakat bazı şeylere inadına sahip çıkmak gerekiyor. Sosyal Araştırmalar Vakfının 1 yaşını doldurmuş olması da bunlardan biri ve kutlamayı hakediyor.

Sosyal Araştırmalar Vakfı (SAV); henüz 1 yaşında olan ve yürümeyi öğrenmeye çalışan bu bebek, toplumumuzdaki diğer çocuklardan biraz daha şanslı, o şimdiden gelecekte ne olacağını biliyor. SAV esas olarak iki ana amaca sahip:

Birincisi, adı üzerinde o, toplumsal konularda araştırmaları doğrudan yapmayı ya da araştırma ortamlarını yaratmayı amaçlıyor. Bu konuda birçok kurum ve kuruluş var; peki o halde SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI’ını diğerlerinden ne ayırıyor. Herhangi bir toplumsal olguya esas olarak iki açıdan yaklaşılabilir: Ezenler/Yönetenler ya da ezilenler/yönetilenler açısından. SAV' araştırmalarında ezilenlerin/yönetilenlerin sorunlarını ve çözümlerini “araştırmayı” ve topluma taşımayı hedefliyor.  Somut olalım: Geçen ay Davos’ta dünyanın egemenleri biraraya gelip, daha fazla sömürü için ne yapacaklarını tartıştılar. Çözümlerini sundular. Dünyanın bir diğer köşesinde ise Brezilya’da Porto Alegre’de dünyanın dört bir yanından gelen yönetilenler de topladıkları forumlarla nasıl bir dünya istediklerini ve çözümlerini haykırdılar. Buldukları çözümlerden biri ilginçti; Davos’takiler bir gemiye bindirilip uzaya gönderilirse, dünyanın hemen daha güzel bir dünya olacağını Davos’takilerin yüzüne söylediler. Çözüme katılıp katılmamak bir yana SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI yerini Porto Alegre’dekilerin yanı olarak tanımlıyor. Ek olarak, “iki üç daha fazla Porto Alegre”ler gerekiyor ve eğer bir gün Türkiye’de bir Dünya Sosyal Forumu olacaksa hiç şüpheniz olmasın düzenleyenlerin arasında SAV kesinlikle bulunacak.

SAV, önümüzdeki dönemde Araştırma eksenindeki çalışmalarını birbiri ile ilişkili üç ana konuda sürdürecek:

Birincisi: Globalleşme; son yılların bu moda kavramı ister istemez ciddiye alınıp analiz edilmek zorunda; yönetenlerin globalleşmesinin açlık, kan ve gözyaşı demek olduğu açığa çıkmış durumda. Yönetilenlerin globalleşmesinin ne olduğunun ise netleştirilmesi gerekiyor. SAV'bu netleşme sürecine olabildiğince katılacak.

İkincisi: Teknolojik gelişmeler, iş yapma biçimlerini ve insanların üretim içinde girdikleri ilişkilerin değiştiriyor. Bu nedenle, iş süreçlerinin analizi gerekiyor. Vakfımızın bir üyesi olan Hasan Oğuz’un çalışması bu konudaki faaliyetlerin başlangıcını oluşturuyor; bu faaliyetler de genişeyerek sürecek.

Üçüncüsü; SAV Türkiye’de hemen hemen herkesin üzerini örttüğü bir dönemin 74-83 döneminin analizi konusunda da uzun soluklu bir çalışmayı yürütüyor. SAV bu dönemden öğrenilecek çok şeyin olduğunu, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de olumsuz olanla olumlu olanın yanyana ve içiçe olduğunu, bu dönemin analizinden elde edilecek sonuçların yönetilenlerin günlük yaşamlarına müdahalelerine ışık tutacağını biliyor ve Nisan 2002 de bu konuda diğer organizasyonlarla birlikte bir Sempozyum toplamayı hedefliyor.

Diğer yandan başından bu yana SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI şiirle birlikte varoldu. Şiire desteği aralıksız sürecek.

SAV'ın faaliyetlerindeki diğer ana ekseni de DAYANIŞMA oluşturuyor. Seksenlerden bu yana bu kavram günlük hayattan silinmeye çalışılıyor. SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI bu değeri önce kendi üyeleri arasında sonra da tüm toplumda yaygınlaştırmayı esas işlevlerinden biri olarak tanımlıyor.

Dostlar;

Şunu açıkça vurgulamak istiyoruz: SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI kendi varoluş koşullarını ve tüm çalışma tarzını bu kavramın ya da bu kavramın türevleri olarak ifade edilebilecek kavramların üzerine oturttu. Onun faaliyetlerinin  güçlenmesi ve zenginleşmesi için başta üyelerinin ve SAV'a inanan kişilerin faaliyetlere katılımı gerekiyor.

SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI’nın hızla serpilip gelişeceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyor ve Kuruluş günlerinden bu yana görev yapan Yönetim Kurulu adına yemeğimize katıldığınız için teşekkür ediyoruz.

Şimdi sizleri daha nice yıllara diyerek SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI  için kadeh kaldırmaya davet ediyorum.

Tekrar teşekkür ediyorum.

Dinçer Mete

Etkinlikler

Komplo Pratikleri

24 Mart 2001 Cumartesi günü yapılan söyleşide Oktay Şimşek'ten, izleri bugünlere kadar uzanan geçmiş dönemin bazı olaylarını, tanıklıklar çerçevesinde dinledik. 

Yazarlar

Hasan Oğuz

Marksist Hareket Teorinin Neresinde Duruyor?

Devrimci politikanın ülkemizde uzun yılları alan dar zemini neden aşılamıyor sorusunun yaşayan kuşaklarımızın beyninde anlamlı bir cevaba henüz kavuşturulduğu söylenemez. Kuşkusuz bunun tek bir cevabı yoktur. Tarihsel bilinç kırılması kadar oluşan kültürel mantalitenin de önemli etkisi olduğu söylenebilir. Belki birçok başka faktörler de değerlendirilebilir. Ancak bütün bu sorunlara marksist bir analiz-yorum getirilmedikçe, başka bir deyişle marksist teori, hem içerik açısından hem de sorunun çözüm metodu açısından bir üretkenliğe kavuşturulamıyorsa, teorinin politik alanda var olan değiştirici gücü sınırlanıyor demektir.  

Hasan Oğuz'un yazısı biraz uzun (11 sayfa) olduğu için isterseniz, ayrı bir ekranda açıp okuyabilir ya da oradan yazıcıya gönderebilirsiniz. 

Semih Hiçyılmaz

Ya IMF Programı Ya Emek Programı!

Herkes Kendi Safına!

Şatafatlı bir propaganda eşliğinde sürdürülen IMF programı bir yılını henüz doldurmuşken büyük bir gümbürtüyle çöktü.

DinçerMete

Cezaevleri ve Ölüm Oruçlarında Gelinen Yer

Bundan tam üç ay önce sağcısı, solcusu tüm toplum, tıpkı bugün ekonomiyi tartıştığımız gibi, hep beraber bu olayı tartışıyor ve ahkam kesiyorduk.

Kimilerimiz birebir “içeridekiler” gibi düşünüyorduk. F Tipi Cezaevlerini uygulattırmayacaktık. Bu uygulamadan devlet vazgeçene kadar sokaklardaydık. “İçeridekiler”, “Dışarıdakiler” bu saldırıyı püskürtecektik.

Kimilerimiz, “eylemcilerin” de “destekçilerin” de tam karşısındaydı. “İçeride” hem devleti “14 yıldır” “inlerine” sokmayacak kadar güçlü, hem de bu inlere düşmüş taraftarlarını isim isim seçerek, törenler düzenleyerek, olmazsa zorla ölüm orucuna yatıracak kadar “zalim” örgütler vardı. F Tipi Cezaevleri tam da bu işin ilacıydı; ... 

Aydan Cankara

Kitap Tanıtımı

Erdoğan Aydın'ın üç kitabının tanıtımı 

1-Nasıl Müslüman Olduk ?
2-Osmanlı Gerçeği (Nizam-ı -Alem'in  Gayri Resmi Tarihi)
3-Fatih-Fetih mitler ve gerçekler

Ayrıca, Aydan Cankara'nın bir de şiirini okuyacaksınız.

Yayın

Küresel Kapitalizmin Tarihsel Sınırı ve İşçi Sınıfının Anatomisi

İşçi sınıfının mücadelesi önündeki önemli sorunların başında, teorinin yeniden üretilmemesi olduğuna inanan Oğuz bu çalışmasıyla işçi sınıfının içinde bulunduğumuz yüzyılda da devrimci bir sınıf olarak tarih sahnesindeki yerini koruduğunun altını bir kez daha çiziyor. 

 

Hasan Oğuz, evli ve iki çocuk babasıdır; Almanya'da taksi şoförlüğü yapmaktadır. 

Duyuru

Turİst Dergisi Çıktı

Vakıf üyelerimizin de katkıda bulunduğu dergiyle ilgili Hakan Feyyat'ın bir çağrısı var: OKU, OKUT


Duyuru

%40 İndirimli Kitap

Scala Kitapları Ideefixe'te bir süre için indirimli!

Yetişene...

 

Sayfalarımızda yayınlanan yazılar yazarlarının görüşlerini yansıtmakta olup SAV'ın görüşleri niteliğinde değildir. 
Bu görüşleri sayfalarımızda yayınlayarak demokrasinin bir gereğini yerine getirdiğimize inanıyoruz.

 

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup