İstiklal C Kallavi S 4/3
80050 Beyoğlu İSTANBUL

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.
 

Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 
Vakıfbank 
Finans Market 
İstanbul Şubesi Taksim 
005-3029264

İletişim için eposta

NE YAPMALI: Emek Programını Anlamak

 

SAV, güncel toplumsal sorunların tartışıldığı, çözüm önerilerinin oluşturulduğu Ne Yapmalı Toplantılarının ilkini Emek Programına ayırdı.

Konuşmacı olarak Gazeteci İhsan Çaralan’ın katıldığı toplantı 21/04/2001 tarihinde SAV lokalinde yapıldı.

Toplantının değerlendirmesini Bedahet Tosun yaptı.


Kriz ve Görevlerimiz Üzerine

Yaşadığımız kriz toplumun tüm kesimlerinin ve tüm bireylerin “Ne Yapmalı?” sorusunu kendilerine sormalarına yol açmıştır. Bu sorunun yönetenler açısından cevabı açıktır:Yönetenler, 24 Ocak 1980 ile ekonomik çatısı, 12 Eylül 1980 ile birlikte siyasal çatısı kurulmaya başlanan; ülkemize ve ülkemiz insanına hiçbir yarar getirmediği ve getirmeyeceği açığa çıkmış, kendisini ve ülkeyi tüketmiş olan sistemin “yapısal reformlarla” revize edilerek ayağa kaldırılmasını benimsemişlerdir.

Dinçer Mete

 


Emek Platformu Programının Sunuş ve Özeti için sağ alttaki mini logoyu kullanabilirsiniz.

 


Sıcak Günler Yaşıyoruz

Ülkemizde, yaşamak büyük çoğunluğumuz için her zaman zor oldu. Bırakınız eğitimi, toplumsal, kültürel faaliyeti, yarını güvence altına alabilmek için sosyal ya da kişisel sigortalar oluşturmayı, çoğumuz için yaşamın en temel gerekleri olan yemeği, barınmayı ve giyinmeyi çözebilmek bile başarılı olmak, hatta mutlu olmak için yeterli idi. Fakat bu zorluk her geçen gün artıyor; giderek işi olmak, yarına aç ve işsiz kalmama kaygısıyla  bakabilmek herkes için yeterli hale geliyor.

Ülkemiz hapishaneleri her zaman doluydu, hapishanelere akşam hep “erken inerdi”, hapishanelerde yaşamak hep hüner isterdi. Şimdi çıkarılan affa rağmen hapishanelerimiz yine dolu; çoğu genç yaklaşık 12.000 “teröristimiz” var. Ama şimdi akşam hapishanelere erken inmiyor; çünkü akşam hapishanelerden hiç çıkmıyor.  Çoğu afiş asmak, duvarlara yazı yazmaktan tutuklu / hükümlü 12.000 “teroristimiz” , “içeriden” ve “dışarıdan” tecrit edilmiş olarak her an akşamlarını yaşıyor. Yaklaşık 1000 kişi açlık grevinde, “ölüm orucundakilerin” yaşama hüneri gösterdiği gün sayısı ikiyüz küsür oldu. Onlarca “terörist”  bu hüneri gösteremedi, “öldü”.

Bu ülkede yaklaşık 50 yıldır, dışarı bağımlılık, azgelişmişlik, yarı - sömürgelik tartışmaları vardı. Ama bu ülke aynı zamanda dünyanın emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş savaşını veren ülkesi olmanın  onurunu hep taşıdı. Şimdi Dünya Bankası tarafından atandığı, kendi ağızlarından duyurulan bir devlet bakanımız var. Sola eğimli ve liberal olduğunu ifade eden bakanımız, dünyanın efendilerinin “borç” için zorunlu gördüğü yasalar -her ne nedenle olursa olsun- geciktiğinde ne kadar yasa o kadar para, kamu işçilerinin toplu sözleşme görüşmelerinde ise ya bizim dediklerimiz ya da baskı rejimi diyor. Dünyanın efendileri Başbakanımıza mektup yazıp “hadi aslanım, cesaret diyor”.  Yenileri henüz olmadığı için (!) eskilerinden okuduğumuz en pespaye  ansiklopedilerde bile işlerin bu biçimde yürüdüğü ülkeler sömürge olarak tanımlanıyor.

Birkaçı dışındaki tüm medya organları ve kalemşörleri, “adamların dediklerini yapın yoksa bittik ha!” söylemini binbir biçimde süsleyerek ifade ediyor.

Osmanlı’nın Duyunu Umumiyesi yine kuruluyor.

Ey egemenler! Edebiliyorsanız eserinizle iftihar edin.

Bu ülkede yaşamak zordu, giderek onur kırıcı bir hale de geliyor.

Sıcak günler yaşıyoruz.

Ülkemiz sömürgeleşiyor.

Ülkemizde işsizlik, açlık, umutsuzluk yayılıyor.

Ülkemiz hapishanelerinde ölüm kol geziyor.

Sıcak günler yaşıyoruz.

İnsanlarımız, o “sürü gibi” olan, “kabahatin çoğu”nu taşıyan insanlarımız, tüm eksiklikleriyle, tüm zaaflarıyla, tüm şaşkınlıklarıyla, tüm bencillikleriyle tekrar biraraya gelmeyi, tepkilerini dile getirmeyi, yeni bir dünyayı tasarlamayı –yeniden- öğreniyor; 1 Aralık’ta,  14 Nisan’da tepkiyi örgütlüyor; 1 Mayıs’ta coşkuyu hatırlıyor.

Türkiye tarihinde ilk kez, kitle tabanı çok geniş olan bir platform, bilim adamlarınca şekillendirilen bir programa kavuşuyor ve bu programı savunma sözü veriyor.

Çok açıkça belirtiyoruz:

Bizler ne dünyanın efendisi olmak, ne de birilerine hükmetmek istiyoruz. Bizler, sadece ve sadece, doğduğumuz ve büyüdüğümüz bu topraklarda yaşamak, kendi geleceğimize kendimiz karar vermek ve bizden sonra bu topraklarda doğanlara; oğullarımıza, kızlarımıza, torunlarımıza daha iyi bir ülke bırakmak istiyoruz.

Bunları yapabilmek için ise, çalışmanın ve üretmenin, eğitimin ve sağlığın asgari bir zorunluluk olduğunu biliyoruz. Bildiğimiz bir şey daha var; tüm bunlar için çaba göstermek; şimdi Emek Programını savunmaktan, bu programı netleştirmekten ve kamusal bir belgeye dönüştürmekten geçiyor.

Bunun için üzerimize düşenleri seve seve yerine getireceğiz.

Son söz:

Ey yetkililer;

Ekonomik ve siyasal programlarınız konusunda elinizin kolunuzun bağlı olduğunu, bunların dikte ettirildiğini anlayabiliyoruz. Ama cezaevleri sorunu konusunda tam yetkili olduğunuzu biliyoruz. Hatta 12.000 “terörist”in tümünü düşmanınız olarak da görebilirsiniz. Ama “tecriti” kaldırmamanızı, koşula bağlamanızı anlamıyoruz; sadece ve sadece, Avrupa Birliği’ne verdiğiniz ulusal programınızın bu konuda yazdıklarını yerine getirmenizi ve “tecrit” uygulamasını derhal kaldırmanızı talep ediyoruz.

Etkinlikler

Rasih Nuri İleri ile Sohbet

12  Mayıs 2001 Cumartesi günü yapılan söyleşide Rasih Nuri İleri'den, izleri bugünlere kadar uzanan geçmiş dönemin bazı olaylarını, tanıklıklar çerçevesinde dinledik.  

Yazarlar

 

Nevzat Onaran

Vergiyi Ödeyenin Bilgilenme Hakkı ve Askeri Harcamalar

Resmi Gazete’de yayımlanan bütçe kanunları genellikle 300 sayfa civarında olup, bunun sadece 4-5 sayfası Milli Savunma Bakanlığı’na ait olup, örneğin Kültür Bakanlığı Bütçesi için 8-10 sayfa ayrılmaktadır. Oysa Savunma Bakanlığı’nın toplam konsolide bütçedeki payı yüzde 10.7 iken Kültür Bakanlığı payı ise sadece yüzde 0.3’tür (bugünlerde ek bütçesi hazırlanan 2001 yılı ilk bütçesi).  

Nejat Elibol

Dil Üstüne

Bu konunun önemini bilenler yazın adamının yazarken dilin kullanımına özen göstermesi gerektiğini söylerler. Elbette bununla kastedilen yalnızca yazım kuralları değil, yerinde kullanılmayan terim ve kavramlar, fazladan konulan sözcükler, yanlış kullanımdan doğan anlam bozukluklarıdır. 

Yazımın amacı, bu konuda söylenmiş şeyleri tekrar etmek değildir. Ben bir edebiyat eserinin güzel olmasında dilin kurallarının önemi üzerine yapılan tartışmalara değineceğim. Bu tartışma eninde sonunda gelir, bir eserde (ister roman olsun ister öykü) hangisinin daha önemli olduğuna dayanır. Birincisinden kasıt dilin kurallarıysa; ikincisi: Yazarın düşüncesini, hayal gücünü, okuyana güçlü bir şekilde aktarma ustalığıdır. 

Atilla Altaylı

Kriz ve Demokrasi Mücadelesi

Bir yandan yaşanılan ekonomik krizin yükünü tüm ülke insanına taşıttırmayı hedefleyen “Derviş Programı”nın tek tek hayata geçişleri, diğer yandan üreten ve çalışan emekçilerin bu dayatmalar karşısındaki (ki mandacılık anlayışının 2000’li yıllarda uygulanması anlamına gelen dayatmalar) tepkilerini son günlerde meslek örgütlerinin yönetimlerini de zorlayarak kitlesel protestolar şeklinde dile getirişler.

Demokrasi mücadelesi ile bağımsızlık mücadelesinin iç içe geçtiği bir süreci yaşıyoruz. Aynı zamanda bire bir mücadelenin yaşandığı süreç. 

Hasan Oğuz   

Kriz Bağlamında Sınıf Mücadelesi ve Politika - Sınıf İlişkisi

Bugün sol kamuoyunda en çok sorulan soru, ekonomi ile siyaset ilişkisi içinde, işçi sınıfının konumu ve hegemonik rolüyle ilgili olan tartışmadır. Bunun bu konjuktürde yoğun olarak tartışılmasının nesnel bir temeli de var. Sınıf mücadelesinde, sınıfın kendi rolünü oynayamaması, dolayısıyle kendi ideolojik ve politik zeminlerinden kayarak, sınıf dışı akımlar tarafından belirlenir hale geliyor olması tartışmanın en kritik noktasıdır. Küresel kapitalizm, ideolojide post- modernizmi, politikada liberalizmi üretmeye devam ediyor. 

Semih Hiçyılmaz  

1 Mayıs'ı Geride Bırakırken

Bu yıl 1 Mayıs dünya çapında globalleşme, küreselleşme gibi adlar takılan kapitalizmin, emperyalizmin günümüzdeki politikalarına milyonların tepkilerini sokaklarda gösterdiği bir yıl oldu. Rusya'dan Avustralya'ya, Yunanistan'dan Latin Amerika'ya dünyanın dörtbir yanında emekçiler uzun yıllardır propagandası yapılan 'Yeni Dünya Düzeninin' ne anlama geldiğini haykırdılar, seslerini yükselttiler. Üstelik 'Artık mücadele dönemi bitti, tek kutuplu dünya kazandı, işçi sınıfının devrimci misyonu kalmadı' propagandalarına cevap verircesine.

Ülkemizde de 1 Mayıs krizin yükünün emekçilerin sırtına yıkılmaya çalışıldığı ve emperyalizmin ve IMF'nin dayatmalarının en azgınca sürdürüldüğü bir döneme denk geldi.

40'dan fazla il ve ilçede onbinlerce işçi ve emekçi bir mücadele günü olan 1 Mayıs'ta IMF ve IMF'cilerin dayatmalarına boyun eğmeyeceklerini dile getirdiler. Birçok fabrikada kutlamalar yapıldı, bazı işkollarında işbırakıldı, ardından alanlara çıkıldı.

Yayın

Küresel Kapitalizmin Tarihsel Sınırı ve İşçi Sınıfının Anatomisi

İşçi sınıfının mücadelesi önündeki önemli sorunların başında, teorinin yeniden üretilmemesi olduğuna inanan Oğuz bu çalışmasıyla işçi sınıfının içinde bulunduğumuz yüzyılda da devrimci bir sınıf olarak tarih sahnesindeki yerini koruduğunun altını bir kez daha çiziyor. 

 

Hasan Oğuz, evli ve iki çocuk babasıdır; Almanya'da taksi şoförlüğü yapmaktadır. 

Duyuru

Turİst Dergisi Çıktı

Vakıf üyelerimizin de katkıda bulunduğu dergiyle ilgili Hakan Feyyat'ın bir çağrısı var: OKU, OKUT


 

Sayfalarımızda yayınlanan yazılar yazarlarının görüşlerini yansıtmakta olup SAV'ın görüşleri niteliğinde değildir. 
Bu görüşleri sayfalarımızda yayınlayarak demokrasinin bir gereğini yerine getirdiğimize inanıyoruz.

 

Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Mektup