SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI

SAV; kendini "Bireyin, kitlelerin, toplumsal katman ve sınıfların yaşama aktif bir biçimde katılmasını sağlamaya yönelik bir bilgi taşıyıcısı" olarak tanımlar; toplumda ve üyeleri arasında dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesine özel bir önem verir.

 
istatistik  

ANASAYFA VAKIF TUSAM ALMANAK MEDYADAN

   

SAV

 

ÜYELER | YÖNETMELİKLER | SENET | KAYBETTİKLERİMİZ

   

İletişim:

İstiklal Caddesi  Balo Sokak     Analin Apt.

No: 17/2

Beyoğlu - İstanbul

t: 212 292 5585
f: 212 292 5586

merhaba@sav.org.tr

 Üyelik Ödentileri ve Bağış için 
Banka Hesap No: 

İş Bankası 
Galatasaray Şubesi
806475

 
 
 
 

 SUPHİ'Yİ KAYBETTİK!

SUPHİ ve SAV

Suphi, Sosyal Araştırmalar Vakfı (SAV) ile Yeni Edebiyat şiirlerinin derlenmesi projesi nedeniyle tanıştı. Bu projenin tamamlanması ve kitabın çıkması sonrasında da üye oldu.

Suphi SAV için iki açıdan ilk oldu.

Hepimiz biliyoruz; Suphi, farklı bir siyasi geçmişten geliyordu. Kendi inançlarının gereklerini yerine getiren, örgütlü bir siyasi kimlik idi. Son seçimlerde TKP’nin 12. sıradan İstanbul milletvekili adayı idi.

İlklerin ilki bu noktadan kaynaklanıyor: O, SAV’ın kurucu üyelerinin geldiği siyasi geçmişe pek de sıcak bakmayan bir geçmişten gelmesine, SAV’ın da henüz faaliyetinin hemen başında olmasına ve dolayısıyla yazdıkları ile yaptıkları arasında ne ölçüde tutarlılık olduğunun belirsiz olmasına karşın SAV’a üye olmakta tereddüt etmedi.

Üye olduktan sonra da SAV’ın amaçlarına inanan, çağrılarına yanıt veren, faaliyetlerine katılan bir üye olarak davrandı. Özellikle üyelerimizin bir araya geldiği etkinliklerde Suphi, hep olmasa bile çoğunlukla vardı.

İkinci ilk ise ne yazık ki ölümüyle gerçekleşti. Suphi, aramızdan sonsuza dek ayrılan ilk SAV üyesi oldu.

Suphi’yi tanıdığımız bu süre içerisinde onun olgunluğuna, örgütlü olmaya inancına, dayanışma alışkanlığına ve üretken olma çabasına gerçekten şahit olduk.

Suphi’nin siyasi olarak farklı bir geçmişten gelmesi SAV’a üye olmasına engel olmamıştı.

Suphi, TKP ve SAV’ın yanısıra başka birçok gönüllü kuruluşun da üyesi idi.

Suphi, üyelere yönelik dayanışma amaçlı etkinliklerimizin tümünde vardı ve sürekli olarak bu etkinliklerin arttırılmasından yana oldu.

Suphi, üretkendi. Yeni Edebiyat projesini birlikte gerçekleştirmiştik, yeni projeleri oluşturmaya –daha doğrusu zamanlamasını ayarlamaya – çalışıyorduk. Ayrıca sav.org.tr’ye de yazıyordu.

Bunlar dışında Suphi?

O Türkiye Sol tarihinin ayrılmaz bir parçası olmuş İLERİ ailesinin bir ferdi idi.

Bunun dışında Suphi?

O bir şairdi...

Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Mustafa Suphi İleri'yi

2 Şubat 2004 günü akşamı

geçirdiği kalp krizi

sonrasında kaybettik.

1953 yılında İstanbul'da doğdu ve ortaöğrenimini de aynı şehirde tamamladı. Okul döneminde Anadolu Yayınları'nda çalışmaya başladı. Yayınevini 1972-73 arası kısa bir süre yönetti. 1975'te askerliğini bitirdikten sonra sergicilik yaptı; daha sonra Kaynaşlı'da çimento fabrikasında çalıştı. 1978'de İstanbul'a dönüp çeşitli yayınevlerinde düzeltmenlik, redaktörlük yaptı, aynı zamanda Politika gazetesinde Gazi Turhan takma adıyla çeşitli yazılar yazdı. Yansıma dergisinde yazıları çıktı. Aralarında Sosyalist Kültür Ansiklopedisi'nin de bulunduğu çeşitli ansiklopedilerin ve sözlüklerin hazırlanmasında görev aldı. 1980’lerden itibaren şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Suphi Nuri İleri’nin yayımlanmış şiir kitapları şunlardır.

Duvarsız Şehrin İnsanları (1992)

dörtdönüyoruz
dörtduvarını
Istanbul'un
çıkışı kapalı boğazın

Erguvanname (1996)

kelimelerin yetmediği yerde
söz ilmiklendiğinde boğaza
hele mevsim ilkyazsa
çık kabuğundan
ağaçların
erguvan

Güneşi İçmek Gözlerinde (1998)

maviyi boğmada karanlığı gecenin kıvrak bir dansöz mavide gizemli ışıkları köyün ötetarafta tahta masalarda sandalyelerde kaykılmış yalnızlığın kahpesi

YENİ EDEBİYAT DERLEMELERİ

Marksçı düşüncenin ülkemizdeki önde gelen temsilcileri; zaman zaman kuramlarını sanat-edebiyat alanına da uygulamış, bu konuda epey yazıp çizmişti. Örgütsel ve düşünsel başlangıcı cumhuriyetten daha eski olan Marksçı hareketin karizmatik önderlerinden Dr. Şefik Hüsnü Değmer, 20'li yılların başında 'Aydınlık' dergisindeki birkaç makalesinde sanat-edebiyat konusunu ele aldı. 1930'ların başında ise yine Marksçı düşün ve eylem adamlarından Hikmet Kıvılcımlı 'Edebiyatı Cedide'nin Otopsisi' ile kitap düzeyinde ve 'Edebiyatı Cedide'nin Felsefesi' başlıklı dergi yazılarında aynı konuyu işledi. Aynı çevrenin 1940-41'de; 15 günde bir yayınlanan 'Yeni Edebiyat' dergisinde ise başta 'realizm' olmak üzere sanat-edebiyatın pek çok sorunu ele alındı.
Suphi Nuri İleri'nin bu dergiden seçmeleri içeren bir derlemesini okudum geçenlerde: 'Yeni Edebiyat, Sosyalist Gerçekçilik' (Scala Yayıncılık, Mart 1998, 357 sayfa). Suphi Nuri'nin bu derlemesine, sol tarihimizin yazarlarından ve arşivcilerinden babası Rasih Nuri İleri bir 'Önsöz' yazmış. (Emin Karaca)

İkinci Dünya Savaşı dönemidir. Ve bu dönemde dünyada olduğu gibi Türkiye'de de antifaşist cephe kurma girişimi vardır. Bu girişim bir ölçüde başarılı olmuştur. Yeni Edebiyat böyle bir dönemde yayınlanmış ve bir yıl sonra da siyasi iktidarın isteği üzerine kapattırılmıştır; ki siyasi iktidar, bu cepheye katılan bazı aydınları teker teker Anadolu'nun dört bir yanında ikamete memur etmiş, yani sürgüne yollamıştır.

Kitapta, Suphi Taştan, Suavi Koçer, Suat Taşer, Hasan İzzettin Dinamo, Sefer Aytekin, Halil Aytekin, Behiç Atabek,Kemal Sülker (Okur), Nail V. (Çakırhan), Ömer Faruk Toprak, Orhan Raşit (Orhan Kemal), Mazhar Lutfi (Nazım Hikmet), Faik Baysal, Neriman Hikmet, Nusret K. Oytam, Saliha Anıl, Fethi Giray, Fehmi Giray, Afif Yesari, Feridun Emin Gölönü, Refik Tagay, Mehmet Ziya, Mehmet Deniz, Hilmi Büyükşerkerci, Talat Melih, Lutfi Güney, Hamit Argon, Sabri Soran, Hasan Barlas, İlhan Orhon, N.Fehmi, Ahmet Turgut, Cemil Meriç, A. Kadir (Meriçboylu), Atila İlhan, (Niyazi) Akıncıoğlu, Kamran Fuat, Mehmet Seyda, Danyal Alevkan, Enver (Gökçe Göktürk), Göktürk, Ahmet Yahya, Halid Çakır, Avni Akşit ve Orhan M.Arıburnu'nun şiirleri yer almaktadır.

   

VAKIF ] TUSAM ] ALMANAK ] MEDYADAN ]