|
Vakıf | Etkinlikler | Çalışma Grupları | Kitapçı | Yayınlar | Görüşler | Bağlantılar | Arşiv | Mektup |
|
Tarihi Günler (1) Hiç abartmasız tarihi günler yaşıyoruz. Evet, yaşadığımız olaylar çok önemli. Her gün; kimilerine göre çoktan başlamış, kimilerine göre ise başlamakta olan üçüncü dünya savaşının son derece önemli gelişmelerini yaşıyoruz. Evet, yaşadığımız günler herkesi bu yaşananlar ekseninde saf tutmaya, tavır almaya zorluyor. Evet, efendi, köle, yardakçı, işbirlikçi hangi cinsten olursa olsun her türden savaş akbabasının saldırganlığı, yüzsüzlüğü, iğrençliği her geçen gün artıyor. Fakat aynı zamanda tarihin akışını tekrar değiştirebileceğimiz günleri de yaşıyoruz. Önce tarihin akışını değiştirmek üzerine birkaç söz... Evet, aynı denize akan dev bir nehrin ama cılız ama kuvvetli, ama sakin ama taşkın; yan kollarını, derelerini, ırmaklarını oluşturduğumuzu her geçen gün daha fazla hissediyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Ingiltere’de güle oynaya savaş protesto eden liseliler aramıza en son katılan yağmur damlaları olarak beraberlerinde masumiyetlerini de saflarımıza getiriyorlar. Newyork’da şiir okuyarak savaşı lanetleyen sanatçılar, sesimize şiirin o büyüsünü katıyorlar. Ankara’daki duruşumuz, tavrımız tüm dünya insanlarının yüreğine sevinç veriyor. Bu güç, her geçen gün sayıları milyonlarla artan bu güç bizlere umut veriyor. Diğer yandan hiç şüpheniz olmasın, tüm egemenleri, tüm yönetenleri kara kara düşündürüyor. Medya’da yazılmıştı: Ortada iki taraf vardı: Bir tarafta Bush ve yandaşları diğer tarafta sokaktakiler. Bu saptama, bugünden eskimiş durumda... Bush ve yandaşları için daha şimdiden kaybettiklerine ilişkin birçok analiz yapılıyor, birçok veri sunuluyor. Bu durumda, bu saptama ve analizler doğru ise geride tek bir güç kalıyor. Sokaktakiler, dünyanın her bir şehrinde olan, daha şimdiden altıyüzden fazla merkezde, her biri kendi dilinde, kendi “hayır”ını diğerinin hayrına katmış olan, küreselleşmiş sokaktakiler. Kanı ve ölümü, tüm savaş akbabalarını lanetleyen sokaktakiler. İşte bu güç, tarihin akışını değiştirebilir ve nasıl bir yaşam, nasıl bir dünya sorularının yanıtlarını aradıkça, tıpkı hayırını söylerken olduğu gibi, kendi cevaplarını da kendi dilinde verdikçe yepyeni bir yüzyılın ve yepyeni umutların başlangıcı olabilir. Çok açık; çok yol almamız gerekecek, denize ulaşmadan önce çok toprakları, çok tarlaları, çok ormanları sulayacağız, göllerde göletlerde, yapılmış bentlerde, dikilmiş barajlarda toplanacağız, yakıcı günlerde buharlaşıp gökyüzüne yükselecek, kavurucu günlerde topraklar tarafından gaddarca yutulacağız. Ama en sonunda, hiç çaresi yok, ya yağmur olup gökyüzünden yağacağız, ya da bizim gibi, bizden önce ya da başka yerlerde yutulmuş olan diğerleri ile birleşecek, toprağı, kayayı nerede zayıf bulursak oradan patlatıp, tertemiz kaynak suları olarak yeni baştan akmaya başlayacağız. İşte bu güç, herhalde tüm insanlık tarihi boyunca ilk kez, hep bir ağızdan aynı şeyi lanetledi, birbirinin sesini can kulağıyla dinledi. Rengi ve dili ne olursa olsun; birbirini anladı ve sevdi. Bu devasa güç tıpkı bugün kanı ve ölümü lanetlediği gibi, açlığı ve sömürüyü, baskıyı ve şiddeti , kısaca insanlık üzerinde uygulanan ne kadar kötülük varsa tümünü lanetleyebilir. Yepyeni bir dünyanın önünü açabilir. Bu devasa güç “başka bir dünyanın” “acemi birliği” talimlerini yapıyor. Günler nasılsa geçer; fakat günler geçerken bu devasa güç yavaş yavaş acemi olmaktan çıkarsa, kendi gücünün farkına varırsa, gücüne hükmetmeyi ve yönetmeyi öğrenirse, dostu düşmandan ayırmakta, yaşamın öznesi olmakta ustalaşırsa o zaman başka bir dünya mümkün değil gerçekleşmiş olacaktır. |
||